Yıllar sonra yeniden hayat bulan topraklar… 9 Eylül’ün o müthiş günde, Türk ordusunun İzmir’e girişi, sadece bir zaferin habercisi değil, aynı zamanda bir milletin yeniden özgürlüğe kavuştuğu anı temsil ediyordu. Akdeniz’e uzanan bir umut ışığı, 3 yıl 4 ay 24 gün süren işgalin sonu… Bu zaferin ardındaki hikaye, kahramanlık, fedakarlık ve vatan sevgisiyle örülü bir destandır.

Hikayenin başlarında, Afyon’dan yola çıkan gönüllerce insan, Mustafa Kemal Paşa’nın emriyle İzmir’e doğru koşuyordu. 5. Süvari Kolordusu’nun başında, Fahrettin Altay Paşa, bu destansı yürüyüşün komutanıydı. Yunan mevzilerinin ardında, kilometrelerce ilerleyerek düşmanı kovalayan bu birlikler, İzmir’in özgürlüğe kavuştuğu o tarihi sabahın ilk ışıklarını getirdi. Fahrettin Paşa’nın liderliği, bölgeyi keşfe çıkarak Ahır Dağları’nı aşan ve Sinanpaşa Ovası’na inen bir patika keşfetmesiyle daha da güçlendi. Bu stratejik hamle, düşman mevzilerine sızmayı sağlayarak İzmir’in kurtuluşuna doğrudan katkıda bulundu.

Kurtuluşun coşkusu, İzmir’in sokaklarında, sahillerinde yankılanıyordu. Köylüler, düşmanın yakıp yıktığı topraklara aşkla sarılıyordu. Fahrettin Paşa, düşman askerlerini kovup İzmir’e girdiğinde, bir gelincik tarlası karşısında durmuştu. Bu zaferin getirdiği gurur ve mutluluk, o anı ölümsüzleştirmişti. Annesinin yanına koşarak, memleketi yeniden özgürlüğe kavuşturmanın sevinciyle dolmuştu. Annesinin o meşhur salçalı ekmeği, savaşın yorgunluğunu silmiş, zaferin tadını bir kez daha tattırmıştı. O gün, Fahrettin Paşa’nın annesi Hayriye Hanım, İzmir’in güvenliğini sağlarken, Atatürk’ün gelişine hazırladı ve kurtuluş savaşının ardından ilk kez ailesiyle bir araya geldi.

Fahrettin Paşa’nın İzmir’e girişi, sadece bir askeri başarı değil, aynı zamanda bir milletin yeniden doğuşu, bir vatanın yeniden kazanılmasıydı. Mustafa Kemal Paşa’nın o sabahki İzmir’e girişi, halkın coşkusuyla birleşerek unutulmaz bir anı yaratmıştı. Armutlu’ya yapılan mola, ihtiyar bir adamın fotoğrafını çıkarması ve o fotoğrafa bakıp Mustafa Kemal’e seslenmesiyle daha da anlam kazanmıştı. “Bu sensin!” diye bağırması, o anın o kadar güçlüydü ki, tüm halkın kalbine işli geçmişti. Otomobiller, koşarak Mustafa Kemal’i karşılamaya çalışırken, kadın, erkek, çocuk, yaşlı, herkes o anı yaşamak için akın akın şehre giriyordu. Belkahve’de, bir incir ağacının altında İzmir’i seyreden Mustafa Kemal Paşa, gururuyla doluydu. O gün, zaferin getirdiği onuru ve vatan sevgisini tüm dünyaya duyurmuştu.

Fahrettin Paşa’nın, Altay soyadını aldığı ilginç hikayesi de bu destansı hikayenin bir parçasıydı. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Paşa ile mütareke yıllarında İzmir’i ziyaret ederken oynanan İngiliz-Alman maçını izlemesi ve Altay’ın galibiyetiyle coşkun sevinci, Mustafa Kemal Paşa’nın Altay için takdirlerini belirtmesi, Fahrettin Paşa’nın hayatının akışını değiştirmişti. Atatürk’ün kendisine Altay soyadını vermesi, o gün Fahrettin Paşa için bir onurdu, bir gururdu.