Türkiye'nin modernleşme yolculuğunda, kamu kaynaklarının etkin kullanımını hedefleyen önemli bir adım atıldı. İstanbul Boğazı'nın eşsiz coğrafi yapısını ve stratejik önemini koruyarak ulaşım altyapısının geliştirilmesine yönelik kapsamlı bir özelleştirme programı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu hamle, uzun yıllardır süren özelleştirme sürecinin önemli bir parçası olup, Türkiye'nin altyapı yatırımlarında yeni bir paradigma yaratmayı amaçlıyor.
Bu program kapsamında, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü gibi İstanbul Boğazı'ndaki kritik yapıların yanı sıra Edirne-İstanbul-Ankara, Pozantı-Tarsus-Mersin, Tarsus-Adana-Gaziantep, Toprakkale-İskenderun Otoyolları, Niğde-Pozantı Otoyolu, Gaziantep Çevre Otoyolu ve Bursa Çevre Otoyolu’nun Çağlayan Kavşağı-Yenişehir Kavşağı arasındaki bölümü de özelleştirme sürecine dahil edildi. Bu yol ağının, Türkiye’nin önemli ekonomik merkezlerini birbirine bağlayan stratejik öneme sahip olması, programın önemini daha da artırmaktadır. Özelleştirme yoluyla, bu altyapıların daha verimli bir şekilde işletilmesi ve geliştirilmesi hedeflenmektedir.
Özelleştirme kararı, alacaklıların ve yatırımcıların ilgisini çekecek şekilde, çeşitli hukuki seçenekler sunmaktadır. Söz konusu yapılar, bir bütün olarak veya farklı gruplar halinde işletme hakkı, kiralama, gayri ayni hak tesis etme, gelir ortaklığı veya benzeri hukuki tasarruf yöntemleri ile işletilebilir. Bu esneklik, yatırımcıların projeye dahil olmasına ve altyapının geliştirilmesine katkıda bulunmalarına olanak tanımaktadır. Ancak, bu sürecin şeffaf ve hesap verebilir bir şekilde yürütülmesi, kamuoyunun güvenini sağlamak açısından büyük önem taşımaktadır.
CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, bu karara yönelik eleştirilerinde, özelleştirme sürecinin vatandaşın vergeleriyle inşa edilmiş altyapıları tekrar elden çıkarmak anlamına geldiğini vurgulayarak, 2025 yılı toplam kârının 600 milyon dolar, 30 yıllık toplam kârının ise 18 milyar dolar olacağını belirtti. Yavuzyılmaz, bu durumun, araç geçiş ücretlerine zam yapacak şirketlerin, Türkiye’nin geleceğini satmak anlamına geldiğini ve derhal bu özelleştirme kararından vazgeçilmesi gerektiğini savundu. Bu eleştiriler, özelleştirme sürecinin potansiyel risklerini ve dikkat edilmesi gereken hususları gözler önüne sermektedir.