İzmir’in kalbinde, 95. İzmir Enternasyonal Fuarı’nın renkli atmosferiyle birlikte, Folkart Gallery’nin hazırladığı ‘Romantika / Bir Ömrün Seyrüseferi’ adını taşıyan etkileyici sergi açıldı. Bu kapsamlı proje, Nâzım Hikmet’in hayatının dokunaklı ve karmaşık yollarını, çocukluğundan son anlarına kadar, izleyicilere sunan bir yolculuğa çıkarıyor. 2 bin 125 metrekarelik bir alanda, fuaye alanını da içine alarak 15 ayrı salonda sergilenen bu eserler, Türkiye’de Nâzım Hikmet’in mirasını kutlayan en büyük sergilerden biri olma özelliğini taşıyor.

Sergide, Nâzım Hikmet’in Anadolu’da geçen çocukluk anılarından, Moskova’daki sürgüne uzanan yaşam tecrübeleri, hapishane yıllarının acılarını, aşklarını, dostluklarını ve yaratıcı üretimine dair izlerini takip etmek mümkün. Sergi, sadece bir hayatın kronolojisini sunmakla kalmayıp, aynı zamanda Nâzım Hikmet’in eserlerinin ve kültürel mirasının derinliklerine inerek, onun sanatsal ve düşünsel dünyasını da gözler önüne seriyor. Folkart Gallery’nin özgün yaklaşımıyla kurulan bu sergi, sanatseverler için hem bilgilendirici hem de duygusal bir deneyim sunuyor.

Serginin açılışında konuşan Folkart Kurumsal İletişim Direktörü ve Proje Direktörü Ünal Ersözlü, projenin yaratılmasında önemli rol oynayan tüm kurum ve kişilere teşekkür etti. Ersözlü, Nâzım Hikmet’in eserlerinin, özellikle Kuvâyi Milliye Destanı’nın, bir memleketin zorlu anlarında ortaya çıkan ortak iradenin ve dayanışmanın bir simgesi olduğunu vurguladı. Ayrıca, sergide yer alan sanatçı Sedat Girgin’in özel eseri, Nâzım Hikmet’in ve Kuvâyi Milliye Destanı’nın dünyasını bir araya getiren etkileyici bir yapıt olarak övgüyü hak etti. Sergide yer alan diğer sanatçılar arasında Natalya Gonçarova, Doris Kahane, Abidin Dino, Avni Arbaş gibi isimler de yer alıyor.

‘Romantika / Bir Ömrün Seyrüseferi’ sergisinin küratörü M. Melih Güneş, serginin uzun yıllandırılmakta olan bir çalışma sonucunda ortaya çıktığını belirterek, projenin Nâzım Hikmet’in ailesi, yakın çevresi, arşivler ve koleksiyonlarla kurulan güven ilişkisinin bir ürünü olduğunu ifade etti. Sergide yer alan Moskova’dan getirilen belgeler, objeler ve elyazmaları, Türkiye’de Nâzım Hikmet Müzesi kurulmasının gerekliliğini daha görünür kılma potansiyeline sahip. Sergide yer alan kronolojik anlatım, klasik bir zaman çizelgesi izlemiyor, bunun yerine mekânsal ve görsel bir dramaturji yaratıyor. Bu yaklaşım, sergiyi sadece bir biyografik sergi olmaktan çıkarıp, Nâzım Hikmet’le bir buluşma ve kucaklaşma deneyimine dönüştürüyor. ‘Romantika’ adını taşıyan bu sergi, kitap, edebiyat, elyazması, resim, heykel, fotoğraf, sinema, müzik, tasarım ve kişisel objeleri aynı anlatıda bir araya getirerek, izleyicilere zengin bir kültürel deneyim sunuyor.”}p>