Türkiye ekonomisinin dinamik alanlarından hizmet ihracatı, 2025 yılına dair yeni verilerle dikkat çekiyor. Uluslararası Hizmet Ticareti İstatistikleri’ne göre, Türkiye’nin hizmet sektöründeki performansı, beklentileri aşarak önemli bir ivme yakaladı. 2025 yılında, hizmet ihracatı yüzde 6,5’lik bir artışla 124,9 milyar dolar seviyesine yükseldi, bu da ülke ekonomisine önemli katkılar sağlayacak.
Bu yükselişte, seyahat hizmetlerinin ağırlığı belirgin bir şekilde öne çıkıyor. Seyahat hizmetlerinin toplam ihracat içindeki payı, 2024’te yüzde 48’den 2025’te yüzde 48,1’e yükselerek, turizm sektörünün global talebe olan yanıtını gösteriyor. Taşımacılık hizmetleri de yüzde 3,5’lik artışla 42,5 milyar dolar seviyesine ulaşırken, telekomünikasyon, bilgisayar ve bilgi hizmetlerindeki yüzde 25,3’lük büyüme, dijital dönüşümün Türkiye’deki etkisini gözler önüne seriyor. Bu alandaki ihracat, 6,724 milyar doları aşarak, hizmet ticaretinde önemli bir kilometre taşı oluşturuyor.
Hizmet ihracatındaki bu başarı, aynı zamanda hizmet ithalatındaki artışla da dengeleniyor. 2025’te hizmet ithalatı 61,9 milyar dolar seviyesine yükseldi. Ancak, bu artışa rağmen Türkiye, 2025 yılında hizmet ticaretinde yaklaşık 63 milyar dolarlık bir ihracat fazlası elde etti. Bu durum, Türkiye’nin uluslararası ticaretteki rekabet gücünün bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Avrupa Birliği ülkeleri, Türkiye’nin en önemli hizmet ihracat pazarlarından biri olmaya devam ediyor. AB ülkelerine yönelik ihracat, 25,330 milyar doları bulurken, ithalat ise 24,733 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. AB’nin ihracat ve ithalat payları sırasıyla yüzde 37,9 ve yüzde 45,3’ü oluşturuyor.
Ülke bazında analizler de dikkat çekici sonuçlar ortaya koyuyor. ABD, 8,338 milyar dolarla hizmet ihracatında ilk sırada yer alırken, Almanya ve Birleşik Krallık da önemli ortaklar arasında bulunuyor. İrlanda ise hizmet ithalatında öncü ülke olarak öne çıkarken, Birleşik Krallık ve ABD de bu alanda önemli paylara sahip. Bu veriler, Türkiye’nin uluslararası ticaret stratejilerinin çeşitlendirilmesi ve stratejik ortaklıkların güçlendirilmesi açısından önemli bir yol haritası sunuyor.”}