Türkiye’nin ekonomik manzarasında, uzun süredir göz ardı edilen bir gerçek ortaya çıkıyor: Şehirlerdeki ofislerde çalışan profesyoneller, günün belirli saatlerinde düzenli maaşlarını almak yerine, akşam saatlerinde farklı bir gelir akışı yaratıyor. Artan yaşam maliyetleri ve iş piyasasındaki belirsizlik, bu beyaz yakalıların mesai bitiminde kask takıp motosikletlere atılmalarına yol açıyor. Bu durum, geleneksel kurye anlayışının yeniden şekillenmesine ve eğitimli bireylerin de bu mesleğe yönelmesine neden oluyor.
İstanbul’un kalabalık caddelerinden ve modern gökdelenlerinden akşam 18.00’dan sonra ayrılan, uzmanlık diploması ve kariyer basamakları ile övünen birçok profesyonel, artık dinlenme saati kavramını unutmuş durumda. ‘Gizli’ bir ikinci iş, eriyen alım gücünü telafi etmek ve geçimini sürdürmek için bir zorunluluk haline gelmiş. Türkiye Gazetesi’nin haberine göre, sadece vasıfsız iş gücünün değil, üniversite mezunları, uzmanlar ve hatta bazı meslektaşları da ‘esnaf kurye’ modeline dahil olarak, kendi araçlarıyla paket teslimatı yapıyor, e-ticaret platformları üzerinden yolcu nakli hizmeti veriyor.
Bu beklenmedik dönüşüm, resmi istihdam verileri ve vergi kayıtları üzerinde de önemli izler bırakıyor. Yeminli Mali Müşavir Mehmet Yılmaz, sektördeki şahıs şirketlerinin sayısındaki patlamayı dikkat çekerek, “Son iki yılda ‘Posta ve Kurye Faaliyetleri’ (NACE Kodu: 53.20.09) kapsamında açılan şirket sayısında olağanüstü bir artış gözleniyor. Gündüz sigortalı çalışan profesyoneller, akşamları kendi şirketleri üzerinden platformlara fatura kesiyor. Üniversite mezunları artık diploma yerine bu kodla mükellef olup sokağa çıkıyor. Bütçe açığı bordroyla değil, kurye faturalarıyla kapatılıyor.” şeklinde çarpıcı bir değerlendirme yapıyor. Veri analizleri de bu eğilimi destekliyor; özellikle saat 18.30 ile 23.30 arasındaki yoğun saatlerde market ve yemek sipariş uygulamalarında sürücü sayısında gözle görülür bir artış yaşanıyor.
Türkiye Kuryeciler Derneği, mesleğin sosyolojik profilinin tamamen değiştiğini vurgularken, sahadaki kuryelerin çoğunun üniversite mezunu olduğunu, çift dil bilen mühendislerin, atanamayan öğretmenlerin ve mimarların bu mesleği tercih ettiğini belirtiyor. 28 yaşındaki bir banka çalışanı, yaşadığı durumu anlatırken ekonomik baskının boyutunu çarpıcı bir dille ifade ediyor: “Gündüz şubede kredi kartı yapılandırmalarıyla ilgileniyorum, akşam ise 35 bin liralık ev kiramı ödeyebilmek için hamburger taşıyorum. Eskiden tanıdık birine rastlamamak için kaskın vizörünü açmazdım, şimdi ise hayatta kalmak için buna mecburuz.” TÜİK’in 2026 yılına ait güncel verileri ise bu yeni geçim modelinin fiziksel bir kanıtı niteliğinde. Türkiye genelinde trafiğe kayıtlı motosiklet sayısı 7,2 milyona ulaşarak rekor kırdı. Aydın, Kilis, Manisa, Muğla, Şanlıurfa ve Iğdır gibi illerde motosiklet sayısı otomobilleri geride bıraktı. Bu rekor artış, kurye işinin Türkiye’nin en popüler ‘ek iş’ kapısı haline geldiğini açıkça ortaya koyuyor.”}