İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, ‘İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü’ iddialarıyla yargılanan sanıkların aylık tutukluluk incelemesi sürecinde tahliye talepleri gündeme geldi. Mahkeme, sanıkların ifadeleri ve sunulan deliller doğrultusunda, tutukluluklarının devamına karar verirken, sanıkların savunmalarının da dikkatle incelenmesine hükmetti. Bu önemli duruşma, adalet sisteminin işleyişi ve bireysel özgürlükler üzerine önemli soruları beraberinde getirdi.
Duruşma sırasında, sanıklardan İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökçe, aylık inceleme kapsamında tahliye talebinde bulundu. Gökçe, görevini yürüterek imzalar attığı iddiasıyla ilgili olarak, eylemlerinin davayla hiçbir ilgisinin olmadığını, ihaleleri tanımadığını ve kamu görevini icra ederken hiçbir suç işlemmediğini savundu. Bir diğer sanık İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün ise bilirkişi raporlarındaki hataları ve hukuki çarpıklıkları eleştirerek, ihalelerin mevzuata uygun yürütüldüğünü ileri sürdü. Sanık Murat Ongun, 18 aydır tutuklu olduğunu ve iddialara göre cezalandırıldığını belirterek, haksız yere tutuklu olduğunu savundu.
Duruşmanın en dikkat çekici anlarından biri, Türkiye’nin en büyük duruşma salonunda gerçekleşen ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun savunması oldu. İmamoğlu, “Asıl soru şu, böylesine büyük bir adalete ev sahipliği yapıyor mu, yoksa yapabilecek mi? Yanıtını kıymetli milletimiz verir” diyerek, ‘örgüt’ kavramının tartışıldığı ortamda, arkasındaki destekçilerine ve kader arkadaşlarına duyduğu güveni dile getirdi. İmamoğlu, burada bir suç örgütünün çıkmayacağını vurgulayarak, iddiaların çöktüğünü ve delillerin olmadığını savundu. Savunmasında, savunma hakkının elinden alındığını ve savunmasına yeterli süre verilmediğini ifade etti.
İmamoğlu, duruşmanın canlı yayınlanmasını talep ederken, daha önceki duruşmaların da yayınlanmasını istedi. Özgürlüğü ve itibarını savunarak, tüm iddiaların çöptür olduğunu ve delillerin olmadığını vurguladı. Savunma hakkına ilk müdahalenin avukat Mehmet Pehlivan’ın tutuklandığında başladığını ve Silivri’deki tutukluluk süresince savunma hakkının elinden alındığını savundu. Mahkeme heyeti, sanıkların savunmalarını dikkate alarak, tahliye taleplerinin reddedilmesine karar verdi ve sanıkların tutukluluklarının devamına hükmetti. Bu karar, sürecin devam edeceğini ve sanıkların haklarını aramaya devam edeceğini gösterdi.