Türkiye’nin işgücü piyasasının geleceğiyle ilgili önemli ipuçları sunan TÜİK’in son raporu, ekonomist Mahfi Eğilmez’in dikkatli değerlendirmesine sahne oldu. Temmuz 2026 dönemine ait veriler, sadece işsizlik oranının değil, aynı zamanda atıl işgücü ve işgücüne katılım oranlarının da dikkatli bir şekilde incelenmesini gerektiriyor. Eğilmez, manşet verilerin tek başına yeterli olmadığını, daha geniş bir perspektifle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
TÜİK’in raporuna göre, mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlik oranı yüzde 8,1’e yükseldi ve 2 milyon 860 bin kişiyi kapsadı. Ancak bu rakam, işgücü piyasasının tamamını yansıtmadığını, özellikle de atıl işgücü oranındaki artışın bu durumu daha iyi açıklamaya yardımcı olduğunu belirtti. Atıl işgücü oranı, işsizlerin yanı sıra iş arama sürecinde aktif olmayan, potansiyel işgücünü ve zaman kaybı nedeniyle istihdamı kullanamayan bireyleri de içine alıyor.
Eğilmez, atıl işgücü oranının yüzde 30,6’ya ulaşmasının, işgücü piyasasında önemli bir potansiyelin henüz harekete geçmediğini gösterdiğini ifade etti. Bu durum, işsizlik oranının yanı sıra istihdam ve işgücüne katılım oranlarındaki değişimlerin de dikkatle takip edilmesi gerektiğini savundu. Temmuz ayında istihdam edilen kişi sayısı 388 bin kişi azalırken, toplam işgücü 238 bin kişi azaldı. Bu durum, işgücüne katılma oranının yüzde 52,5’e gerilemesine neden oldu.
Ekonominin en kırılgan kesimlerinden genç işsizliğine de odaklanan Eğilmez, 15-24 yaş grubundaki işsizlik oranının yüzde 14,5’e yükseldiğini, genç erkeklerdeki oranın yüzde 11,3 ve genç kadınlardaki oranın yüzde 20,3’e ulaştığını hatırlattı. Genç kadınlarda yüksek işsizlik oranının, işgücü piyasasına erişimindeki eşitsizlikleri gözler önüne serdiğini belirtti. Kadınların işgücüne katılım oranı, erkeklere göre önemli ölçüde düşükken, işsizlik oranları da bu durumu yansıtıyordu. Bu durum, kadınların istihdam sorununu yalnızca işsiz kadınların sayısıyla değil, aynı zamanda işgücüne hiç dahil olmayan kadınların da dikkate alınması gerektiğini vurguladı.”}’
Eğilmez, işgücü piyasasının dinamiklerini anlamak için, istatistiksel verilerin sadece yüzeydeki göstergelerle sınırlı kalmaması gerektiğini, aynı zamanda işgücüne katılım oranlarındaki değişimlerin ve genç işsizliğindeki eğilimlerin de detaylı bir şekilde analiz edilmesi gerektiğini ekledi.
Sonuç olarak, Mahfi Eğilmez’in TÜİK verilerine ilişkin değerlendirmesi, Türkiye’nin işgücü piyasasının karmaşıklığını ve bu piyasanın geleceğiyle ilgili önemli soruları yeniden gündeme getirdi. İşsizlik oranının yanı sıra, atıl işgücü oranı ve işgücüne katılım oranları gibi diğer göstergelerin de dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Eğilmez, bu verilerin, politika yapıcıların ve ekonomistlerin, işgücü piyasasının sorunlarını daha iyi anlamalarına ve daha etkili çözümler geliştirmelerine yardımcı olacağını savundu.
Bu analiz, işgücü piyasasının sadece sayısal verilere değil, aynı zamanda sosyo-ekonomik faktörlere ve demografik değişimlere de duyarlı bir şekilde değerlendirilmesinin önemini ortaya koymaktadır.