İstanbul’ın dinamik emlak piyasasında, kiralık ev arama macerası son dönemde alışılmadık bir hal alıyor. Vatandaşlar, sadece uygun fiyatlı bir daire bulmakla kalmayıp, aynı zamanda ev sahibinin güvenini kazanmak için de karmaşık bir dizi değerlendirmeye katılıyor. Bu durum, kiralama sürecini adeta bir ‘sınav’a dönüştürüyor, bireylerin kişisel bilgilerini ve finansal durumlarını paylaşmalarını gerektiren formlar aracılığıyla.

Kiralık mülk arayışında bulunanlar, artık sadece konutun metrekaresini veya konumunu değil, aynı zamanda ev sahibinin kriterlerini de dikkatle inceliyor. Bazı ev sahipleri, kişinin gelir düzeyini, işini, hatta otomobilinin marka ve modelini bile sorgulamaya başlıyor. Bu aşırılıklar, ev sahibi-kiracı arasındaki iletişimi zorlaştırırken, sürecin karmaşıklığını da artırıyor. Önceki ev sahibinin referansının talep edilmesi, bu durumun en belirgin örneği. Bu aşamalarda, formlarda yer alan bilgiler, kiracı adayının mali istikrarını ve uzun vadeli taahhütlerini gösterdiği algısı yaratmakta; bu da ev sahipleri için ek bir güvenlik katmanı sağlıyor.

Emlak sektörü temsilcileri, bu durumun temel nedenini, piyasadaki talebi sağlayan arz eksikliğinde arıyorlar. Kentsel dönüşüm projeleri ve İstanbul’un yoğun nüfus artışı, kiralık ev arzını önemli ölçüde azaltmış durumda. Bu durum, ev sahiplerini daha fazla garantili kiracı bulmak için daha detaylı bilgi talep etmeye yönlendiriyor. Özellikle, geçimini kira geliriyle sağlayan ev sahipleri için, kiracı adayının düzenli geliri ve iş güvenliği, en önemli kriterler arasında yer alıyor. Bu nedenle, iş sözlüğü, maaş bordrosu ve kefil gibi belgeler, ev sahiplerinin güvenini kazanmak için kullanılan temel araçlar haline gelmiş durumda.

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Başkanı Avukat Bülent Deniz, bu durumun yasal ve etik açıdan da değerlendirmesini yapıyor. Deniz, formlarda talep edilen kişisel bilgilerin korunması yasasına tabi olduğunu vurgularken, aynı zamanda bu tür bir formun, kiracı adayının mahremiyetine saygısız olduğunu belirtiyor. Deniz ayrıca, ayrımcılık içeren kriterlerin yasal açıdan sorunlu olabileceğini ve bu durumun tüketici haklarını ihlal edebileceğini vurguluyor. Kentsel dönüşümün İstanbul’un farklı semtlerindeki etkisini de değerlendiren Deniz, bu durumun kiralık ev arayışını daha da zorlaştırdığını ve piyasadaki rekabeti artırdığını belirtiyor. Zeytinburnu, Fatih ve Güngören gibi bölgelerdeki yoğun talep, ev sahiplerinin güvenlik kaygısını daha da artırırken, kiracı adayları için de farklı stratejiler geliştirmesini gerektiriyor.”}p>