İstanbul’un sembol cadde olan İstiklal Caddesi’nde, Zabıta Teşkilatı’nın 200. kuruluş yıl dönümünü kutlamak amacıyla gerçekleştirilmesi planlanan bir etkinlik sırasında, polis tarafından beklenmedik bir şekilde müdahale yapıldı. İBB zabıta görevlilerinin, vatandaşlara karanfil dağıtma eylemi sırasında güvenlik güçleri tarafından geçişine izin verilmedi. Bu durum, adeta bir gerilim yaratırken, olay yerinde şaşkınlık ve merak uyandırdı.

Olayın merkezinde, Zabıta Daire Başkanı Metin Alper’in, polis engeline karşı yaptığı açıklamalar yer aldı. Alper, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak İstiklal Caddesi’nde yürüyemeyeceklerini iddia eden güvenlik güçlerine karşı, denetim yetkisi ve görev tanımının buna müdahale etmeyeceğinin altını çizdi. Bu hamle, zabıta teşkilatının otoritesini ve faaliyet alanını vurgularken, polis teşkilatının duruşu da net bir şekilde ortaya konuldu.

Olayın daha da karmaşık hale gelmesine neden olan unsur, İBB zabıta müdürü Nazan Başelli’nin, İBB soruşturması kapsamında tutuklu kalıp tahliye olmasıydı. Başelli’nin varlığı, olayın hukuki ve siyasi boyutlarını da beraberinde getirdi. Polis engellemesinin, Başelli’nin geçmişiyle ilgili bir değerlendirme yapmakla ilgili olup olmadığı sorusu, kamuoyunda merak uyandırdı.

Son olarak, İBB Zabıta Daire Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, karanfil dağıtma etkinliğinin emniyet tarafından engellendiği ve planlanan etkinliğin devam ettirilemediği duyuruldu. Bu durum, zabıta teşkilatının eylemini gerçekleştirmesine engel olan engelleme ve bunun ardından gelen açıklama, kamuoyunda önemli bir tartışma ortamı yarattı. Olay, zabıta teşkilatının yetki ve görev alanının sınırlandırılması konusunu gündeme getirdi.