Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), İsrail'in Lübnan'a yönelik devam eden saldırılarının yıkıcı etkilerini bir kez daha gözler önüne serdi. Sözcü Christian Lindmeier, BM Cenevre Ofisi’nde yapılan bir değerlendirme sırasında, ölümlerin sadece son bir haftada %50'nin üzerinde artarak acı verici bir ivme kazandığını duyurdu. Bu durum, bölgedeki sağlık hizmetlerinin çökme noktasına geldiğini ve sivil halkın hayatını doğrudan tehdit ettiğini gösteriyor.
Lindmeier, BM’nin Cenevre Ofisi İletişim Direktörü Alessandra Vellucci ve BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) Sözcüsü Babar Baloch ile birlikte, Lübnan’da yaşanan insani krizi değerlendirdi. Özellikle, İsrail’in yoğun bombardımanları sonucunda yerinden edilmelerin arttığı, insanların hayatlarını güvende tutmak için geçici barınma alanlarına sığınmak zorunda kaldığı vurgulandı. Bu barınma merkezlerinde, aşırı kalabalık nedeniyle kızamık, hepatit A ve akut ishal gibi bulaşıcı hastalıkların yayılma riski dramatik bir şekilde yükselmiş durumda. 674 farklı toplu barınakta yaklaşık 140 bin kişinin barındığı ve bu durumun mevcut hizmetler üzerindeki baskıyı katlayarak artırdığı belirtildi.
Barınaklardaki yerinden edilmiş kişilerin büyük çoğunluğu, yani %53’ü kadın ve kız çocukları oluşturuyor. Bu hassas gruplar, savaşın ortasında daha savunmasız bir durumda kalmış, temel ihtiyaçlarına erişim konusunda ciddi zorluklarla karşı karşıyalar. Ayrıca, yerinden edilmiş kişilerin yaklaşık üçte birini oluşturan çocuklar, bu travmatik ortamda orantısız bir şekilde etkileniyor. 10 binlerce çocuğun, kırılgan koşullarda barınaklarda yaşama mücadelesi verdiği ve bu durumun onların gelişimleri üzerinde kalıcı etkiler bırakması endişesini artırmakta.
Saldırıların boyutları, 6 Nisan itibarıyla en az 1461 kişinin hayatını kaybettiği ve 4400’den fazla kişinin yaralandığıyla birlikte daha da derinleşti. Refik Hariri Üniversitesi Hastanesi yakınlarında meydana gelen ve en az 4 kişinin hayatını kaybettiği, 39 kişinin yaralandığı saldırı, bölgedeki insani durumun ne kadar ciddi olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. DSÖ, bu durumun sadece sağlık hizmetleri açısından değil, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik istikrarın da ciddi şekilde zedelendiğini vurguluyor. Bu arada, BMMYK Sözcüsü Babar Baloch, Lübnan’da saldırıların başladığı 2 Mart’tan bu yana 1 milyonun üzerinde kişinin yerinden edildiğini, Suriyeli mültecilerin ve Lübnanlıların da başka ülkelere göç ettiğini açıkladı. Bu da bölgedeki karmaşık insani krizi daha da derinleştiriyor.
BM Cenevre Ofisi İletişim Direktörü Vellucci, ABD, İran ve bölgesel arabulucuların 45 günlük bir ateşkes sağlanması için başlattığı girişimlere dair bilgilerini paylaşırken, BM’nin henüz bu çabalara dahil olmadığını, ancak Genel Sekreter'in de barışa yönelik her türlü çabayı desteklemeye hazır olduğunu belirtti. İsrail ordusunun Lübnan’dan füzelerin fırlatılması üzerine başlattığı operasyonlar, ülkenin kuzeyinde sirenlerin çalmasına ve yoğun hava saldırılarına yol açtı. Bu durum, Lübnan Sağlık Bakanlığı’nın 2 Mart’tan bu yana 1497 kişinin hayatını kaybettiğini duyurmasıyla birlikte, bölgedeki can kaybının korkunç boyutunu ortaya koydu.