İsrail'de yaklaşan parlamento seçimleri öncesinde, Başbakan Binyamin Netanyahu, Kanal 14 televizyonunda katıldığı canlı yayında sert ve provokatif açıklamalarla dikkat çekti. Netanyahu, Gazze Şeridi, Lübnan, Suriye ve İran gibi coğrafyalarda devam eden sorunları ‘tehdit’ olarak tanımlayarak, seçim kampanyasının merkezine ‘güvenlik’ ve ‘savunma’ konularını yerleştirmeye çalıştı. Bu hamlenin, kamuoyunu etkilemek ve oy toplamaya yönelik bir strateji olduğu değerlendiriliyor.
Netanyahu, İran’ın nükleer programına ilişkin endişelerini dile getirerek, “Atom bombası üretme potansiyeli olan bu rejim, programını yeniden başlatmaya kararlı” iddiasında bulundu. Bu iddia, İran’ın nükleer faaliyetlerini engelleme konusundaki kararlılığını vurgularken, aynı zamanda bölgesel bir gerilimi daha da artırma potansiyeli taşıyor. Ayrıca, İngiltere’de sosyal medya paylaşımları nedeniyle sorgulanmasına atıfta bulunarak, Batı’daki ülkeler üzerinde de baskı oluşturmaya çalıştı.
Gazze Şeridi ile ilgili Netanyahu’nun açıklamaları ise oldukça tartışmalıydı. Hamas’ın silah bırakmaması halinde ‘tüm Gazze’yi işgal edecekleri’ yönündeki söylemi, bölgedeki şiddeti daha da tırmandırma riskini barındırıyordu. Filistin topraklarının devletleşmesi konusundaki kararlılığını yeniden vurgulayan Netanyahu, Batı Şeria’daki İsraillilerin ‘gasbı’ girişimlerini eleştirerek, bu faaliyetlerin uluslararası itibarını zedelediğini savundu. Ancak, bu ifadeler, işgalin meşruiyetini sorgulayan eleştirilere karşı bir yanıt sunmamış gibiydi.
Seçim kampanyasında, Likud Partisi’nin kamuoyu yoklamalarındaki gerilemesini telafi etmeye çalışan Netanyahu, ‘korku’ üzerinden bir propaganda stratejisi uyguluyor. Bu strateji, seçmenlerin endişelerini kullanarak oy toplama çabası olarak yorumlanıyor. Bu durum, Netanyahu’nun seçim öncesi söylemlerinin daha da sertleşmesine neden olduğunu gösteriyor. Matriks Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanan piyasa verileri ve BIST bilgileri, seçim kampanyasının arka planında ekonomik faktörlerin de etkili olduğunu gösteriyor.