Güney Kore'de, kayıp bireylerin süreçleriyle ilgili yaşanan büyük bir skandal, adalet sisteminin çöküşünü gözler önüne serdi. Polis memurunun, kayıp şahıslar biriminde görev yaparken, ölümünden kısa süre önce kapatılan dosyalarda sahtecilik yaptığı şüphesi, 310 bin kayıp dosyasının yeniden incelenmesine yol açtı. Devlet Başkanı Lee Jae Myung, bu durumun ardından polisin eylemlerinin detaylı bir şekilde araştırılması ve sistemde köklü reformların hayata geçirilmesi talimatını verdi.

İçişleri Bakanı Yun Hojung, kamuoyuna özür dileyerek, polisin kayıp şahıslar süreçlerini yürütme biçimindeki yapısal eksiklikleri vurguladı. Bu skandal, Güney Kore'de kayıp yetişkinlere yönelik prosedürlerin yeniden tartışılmasına neden oldu. Ülke, son yıllarda 70 binden fazla kayıp yetişkin ihbarı alırken, büyük çoğunluğu (yüzde 99,7) kapsamlı bir arama yapılmadan kapatılmıştır. Bu durum, 931 kişinin cansız bedenine ulaşmasını sağlarken, birçok kayıp bireyin kaderini belirsiz bırakmıştır. Mevcut yasal çerçeve, yalnızca çocuklar, otizmli bireyler, demans hastaları ve zihinsel engelliler gibi belirli kategorilerde olan kişilerin 'kayıp' olarak kabul edilmesini öngörüyor.

Bu özel sınıflandırma, polise telefon konum verilerini talep etme, acil durum uyarısı gönderme ve aile DNA'larını eşleştirme gibi yetkiler sağlıyor. Ancak, bu tanımların dışında kalan yetişkinler ‘evden kaçan’ olarak sınıflandırılıyor ve bu kişiler için otomatik olarak arama imkanları devreye girmiyor. Bu durum, kayıp bireylerin bulunma şansını ciddi şekilde azaltmaktadır. Jeju Adası'nda yaşanan olaylar, bu sistemdeki açıkların ne kadar derin olduğunu gösteriyor. Tutuklanan memur, 37 yaşındaki Jang Mi-ran'ın dosyasını kapattıktan sonra, kadının konumunu paylaşmak istemediğini belirtmiş ancak polis kayıtlarında bu durumun belgelenmemiştir. Aynı şekilde, 60'lı yaşlarındaki bir erkeğin dosyasını da aynı gün kapatarak, cansız bedenini ortaya çıkarmıştır.

Bu skandalın ardından, Kasım ayına kadar tamamlanması planlanan kapsamlı bir inceleme başlatılıyor. Usulsüzlük tespit edilen dosyalar yeniden açılacak ve kayıp bireylerin bulunma şansı artırılmaya çalışılacaktır. Ancak, bu süreçte yetişkinlerin kendi isteğiyle ortadan kaybolma özgürlüğü ile polise verilecek takip yetkileri arasındaki hassas dengeyi korumak kritik önem taşıyor. Son on yılda bu konuya yönelik 10'dan fazla yasa tasarısı sunulmuş olmasına rağmen, hiçbirinin parlamentodan geçememesi, sistemde var olan sorunların çözülmesinin ne kadar zorlu olduğunu ortaya koymaktadır.