Dijital platformların, yerel haber kaynaklarını kendi algoritmaları ve arama sistemleri üzerinden kullanarak elde ettiği reklam gelirleri, medya sektöründe büyük bir eşitsizliğe yol açıyor. Bu durum, sadece telif hakları açısından değil, aynı zamanda milli medyanın sürdürülebilirliğinin de geleceği için ciddi bir risk oluşturuyor. ATV ekranlarında yer alan Okan Müderrisoğlu'nun değerlendirmeleri, bu konunun artık sadece ekonomik değil, aynı zamanda milli güvenlik ve toplumsal düzenle de ilgili olduğunu gösteriyor.
Google, Meta, YouTube ve TikTok gibi küresel dijital devlerinin, yerli medyanın ürettiği haber ve içerikleri kendi platformlarında yaygınlaştırması, içerik üreticileri için büyük bir gelir kaybına neden oluyor. Bu platformlar, milyarlarca liralık reklam gelirini elde ederken, yerli medyanın bu gelirden payını ciddi oranda azaltıyor. Bu durum, yerli medyanın rekabet gücünü zayıflatırken, küresel şirketlerin algoritmalarıyla şekillenmiş bir bilgi akışına maruz kalmasına sebep oluyor.
Müderrisoğlu, bu durumun “sosyal medya kartelleri” olarak adlandırdığı küresel platformların, haberlerin hangi öncelikte servis edileceğini belirleme gücüne sahip olduğunu vurgularken, bu durumun küresel medyadaki manipülasyonlara zemin hazırladığını belirtiyor. Bu şirketlerin, özel yazılımlarıyla içerikleri manipüle etme potansiyeli, toplumsal huzurun ve kamu düzeninin sağlanması açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor. Reklam gelirleri ve telif hakları konusundaki mevcut yapı, yerli medyanın sürdürülebilirliğini doğrudan etkilemeye devam ediyor.
Konuyla ilgili yapılan değerlendirmelerde, yerli medyanın karşılaştığı baskılar ve RTÜK’ün kararları da eleştiriliyor. Medyanın milli tarafının açık hedef gibi cezalandırılması ve küresel şirketlere yönelik yetersiz müdahale, sorunun temel nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. Müderrisoğlu, kamu kurumlarının, telif gelirlerinin ve reklam gelirlerinin dağılımı konularında daha proaktif bir yaklaşım sergilemesi gerektiğini, Meclis’in de bu şirketlerin hareket alanlarını yeniden tanımlayan düzenlemeler yapması gerektiğini savunuyor. Dijital platformların denetiminin artık sadece ekonomik değil, aynı zamanda milli güvenlik ve toplumsal huzur açısından da kritik bir öneme sahip olduğu vurgulanıyor.