Gazze Şeridi'nde insani durumun giderek kötüleştiği, özellikle de ateşkes ilan edilmesine rağmen acımasız bir şekilde devam eden saldırılar ve kısıtlamalar nedeniyle her 80 dakikada bir Filistinli'nin yaşamını yitirdiğini veya yaralandığını MSF Sözcüsü Ozan Ağbaş, çarpıcı bir şekilde ifade etti. Ateşkese rağmen İsrail güçlerinin yoğun bombardımanları, drone saldırıları ve doğrudan hedeflemeler sonucu bölgede ölüm ve yıkım sürüyor.
Ağbaş, Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) tarafından yürütülen acil durum operasyonlarına dair son verileri AA muhabirlerine aktarırken, ‘sözde ateşkes’ terimini kullanarak, bu sürecin gerçek bir ateşkesin fonksiyonlarını tam olarak yerine getirmediklerini vurguladı. 10 Ekim 2025'te ilan edilen bu ‘sözde ateşkes’ döneminde Sağlık Bakanlığı’nın resmi verilerine göre 1250’nin üzerinde Filistinli hayatını kaybetti ve 3900’e yakın kişi yaralanmış durumda. Bu, savaşın en vahşi ve acımasız biçimlerinin sergilendiği bir tablo çiziyor.
Sadece bu sayılara odaklanmak bile, Gazze'deki insani krizi tam olarak anlamamızı sağlamıyor. UNICEF'in verilerine göre, 19 Haziran itibarıyla 265'ten fazla çocuk hayatını kaybetti. MSF'nin çalıştığı veya desteklediği sağlık kliniklerinde görev yapan ekipler, saldırılar sonucu yaralanan 650'den fazla hastanın tedavi sürecine katkıda bulundu. 25 Temmuz - 5 Ağustos tarihleri arasındaki saldırılarda 15’i çocuk 49 kişi, MSF'nin yönettiği bir hastaneye başvurdu. Bu istatistikler, Gazze'deki savaşın çocukların hayatlarını nasıl derinden etkilediğini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.
Saldırıların yoğunluğu, mayıs ayında 119 olarak açıklanan ölü sayısının, haziran ve temmuz aylarında 121 ve 152'ye yükselmesiyle daha da belirgin hale geldi. Hastaneler, yoğun bakımlı hasta sayıları nedeniyle kritik bir noktaya gelmiş durumda. MSF'nin hastanelerinden birisi olan çocuk hastanesinde yüzde 100 hasta yatak doluluğu yaşanırken, ihtiyaç olduğunda bu oran artabiliyor. Sağlık çalışanları, aynı yatakta 2-3 hastayı tedavi etmek zorunda kalıyor. Bu durum, hem sağlık personelinin moralini bozuyor hem de tedavi süreçlerini olumsuz etkiliyor. Uluslararası sivil toplum kuruluşları ve BM'nin bu krizdeki rolü ise sınırlı kalıyor; yardım malzemelerinin ve tıbbi tedavilerin ulaşımında yaşanan kısıtlamalar ve koordinasyon eksikliği, insani yardımların etkisini azaltıyor.