Dünya İnsani Yardım Günü'nde Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (UNOCHA), insani yardım çalışanlarına yönelik şiddetle ilgili acil bir uyarı yayınladı. 19 Ağustos'ta açıklanan rapor, 2025 yılına kadar bu alanda yaşanan tehlikeli artışları gözler önüne seriyor. Raporun merkez noktasını oluşturan çarpıcı veriler, insani yardım görevlilerinin hayatını tehlikeye atan, sistematik ve kabul edilemez bir durumun ne kadar yaygınlaştığını ortaya koyuyor.
Rapor, 2025 yılına kadar 907 insani yardım çalışanının ölümüne, yaralanmasına veya kaçırılmasına ilişkin kayıtlara dikkat çekiyor. Bu veri, 2024'te 350 civarında can kaybıyla yaşanan düşüşü ortadan kaldırıyor ve insani yardım faaliyetlerini sürdürenlerin karşılaştığı eşi benzeri görülmemiş tehlikeyi ortaya koyuyor. Rapor ayrıca, 322 yardım çalışanının yaralandığını ve 235'inin kaçırıldığını da belirtiyor. Bu durum, insani yardım çalışmalarının temelini oluşturan güven ortamının ciddi şekilde bozulduğunu gösteriyor.
Gazze Şeridi'ndeki durum, bu alandaki en vahşi tabloyu oluşturuyor. 186 insani yardım çalışanının hayatını kaybetmesiyle birlikte, bölge üç yıldır en tehlikeli yerlerden biri olarak kalmaya devam ediyor. Gazze’yi, 71 yardım çalışanının hayatını kaybettiği Sudan takip ediyor. Ancak, 2026 yılına kadar dünya genelinde 82 çalışan hayatını kaybedecek, 97 yaralanacak ve 39 kişi kaçırılacak tahminleri, bu durumun küresel bir kriz oluşturduğunu gösteriyor. Özellikle, silahlı insansız hava araçlarının (SİHA) yaygın kullanımı, insani yardım çalışanlarına yönelik saldırıların artmasında önemli bir rol oynuyor.
Rapor, SİHA'ların Kongo Demokratik Cumhuriyeti'ndeki bir binaya düzenlenen saldırısı (bir çalışan hayatını kaybettiği), Ukrayna'daki konvoylara yönelik bombardımanlar (dört hafta içinde dört konvoyun vurulması) ve Sudan'daki pazar yerleri ve sağlık tesislerine yapılan saldırılar (sivil ölümlerinin %80'ine neden olan) gibi örneklerle, bu tehlikeli trendin ne kadar hızla yayıldığını gösteriyor. BM Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Tom Fletcher, bu verilerin “sadece duyurulması”nın yeterli olmadığını ve ülkelerin uluslararası insancıl hukuku desteklemesi gerektiğini vurgulayarak, sivilleri ve insani yardım çalışanlarını korumak için her türlü aracın kullanılması çağrısında bulundu.”}