İsrail ordusu, Batı Şeria'nın kuzeyinde, stratejik öneme sahip Sincil, Lubban eş-Şarkiyye ve Karyut beldelerinden 1152 dönüm değerli araziyi, ‘devlet arazisi’ gerekçesiyle eline geçirdi. Bu kararın arkasında yatan motivasyon, Filistinlilerin yaşam alanlarını daraltmak ve yerleşim faaliyetlerini hızlandırmak gibi, bölgedeki hassas dengeyi sarsan bir hamle olarak değerlendiriliyor.

Ayrım Duvarı (Utanç Duvarı) ve Yahudi Yerleşim Birimleriyle Mücadele Konseyi'nin açıklamasına göre, bu karar 18 Ağustos'ta alınmış ve İsrail’in Batı Şeria’daki yerleşim politikalarının bir parçası olarak uygulanıyor. Kararın dayanağı, 1967 tarihli 59 numaralı askeri emre dayanıyor. Bu durum, İsrail’in uluslararası hukuk kurallarını görmezden geldiği ve Filistin topraklarına yönelik hırsızlık eylemlerine devam ettiği gerçeğini bir kez daha ortaya koyuyor.

Bu el koyma işlemi, özellikle ‘Karmi Oz’ yasa dışı yerleşim yerinin büyümesini destekleyecek ve mevcut yerleşim birimleri ile yasa dışı noktaların birbirine bağlanmasını sağlayacak şekilde planlanıyor. Hak sahiplerine, 45 günlük bir süre içerisinde itiraz etmeleri imkanı sunulsa da, bu süreçte adil ve şeffaf bir ortamın sağlanıp sağlanmadığı sorusu akla geliyor. Bu durum, Filistinli toplulukların topraklarını ve yaşam koşullarını koruma çabalarının ne kadar zorlu olduğunu gösteriyor.

‘Devlet arazisi’ tanımının, bu kararda nasıl kullanıldığı, büyük endişe yaratıyor. Bu ifade, Filistin topraklarına yönelik toprak el koymalarını meşrulaştırmak ve daha sonra bu arazileri yerleşim faaliyetleri için kullanmak amacıyla bir araç olarak kullanılıyor. Bu tür uygulamalar, bölgedeki barış ve istikrarı ciddi şekilde tehdit ediyor ve uluslararası toplum tarafından derhal ele alınması gereken bir sorun teşkil ediyor.