MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ülkenin hassas döneminde, siyasi arenada istikrar ve demokratik gelişim üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu. Yeni yönetim modeli, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, 2017 Anayasa değişikliği ile Türkiye’nin yol haritasını değiştirmiş, ancak Bahçeli, bu sistemin ruhuna uygun bir şekilde daha da geliştirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Seçim sisteminin yeniden yapılandırılması, siyasi istikrarın ve toplumsal uyumun sağlanması için hayati önem taşıyordu.

Bahçeli’nin vurguladığı temel nokta, Türkiye’nin ‘terörsüz’ bir yapıda, milli güvenliğini sağlaması ve ekonomik kalkınması için, siyasi süreçlerin de istikrar içerisinde olmasıydı. Bölgesel sorunlara ve iç çatışmalara tahammül edilmeyecek, milli iradeyi koruyan, uzlaşmacı bir siyaset anlayışının benimsenmesi gerektiği savunuldu. Özellikle, siyasi partiler arasındaki ayrışma ve kutuplaşmanın, ülkenin geleceği için büyük bir tehdit oluşturduğu, bu nedenle siyasi partilerin bir araya gelerek ortak bir zeminde çözüm üretmesi gerektiği belirtildi.

CHP'deki iç çekişmeler ve bu durumun siyasi sistem üzerindeki olumsuz etkileri de Bahçeli tarafından ele alındı. ‘Mutlak çoğunluk’ kararıyla başlayan tartışmaların, partinin bölünmesine ve ardından ayrışmaya dönüşmesi tasvip edilemez bir durum olarak değerlendirildi. Bu durumun, Türkiye’nin siyasi istikrarına zarar verebileceği, ulusal hedeflere ulaşma konusunda engel oluşturabileceği vurgulandı. CHP'ye başarılar dileyen Bahçeli, aynı zamanda yolsuzluk ve usulsüzlüklerin, parti içi çatışmanın da son bulmasını ve siyasetin temizlenmesini temenni etti.

Bahçeli, siyasi partilerin köklü ve ahlaklı olmasının, Türkiye demokrasisinin kurumlaşması ve ülkenin gelişmesi için olmazsa olmaz olduğunu ifade etti. Seçim sisteminin yeniden düzenlenmesi, siyasi finansmanın şeffaf, hesap verebilir ve denetlenebilir bir anlayışla şekillenmesi, siyasetin milli menfaatleri ön planda tutması ve katılımcı, kapsayıcı bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiğini savundu. ‘Terörsüz Türkiye’ hedefine ulaşmak için, siyasi kurumların ortak bir iradeyle çözüm üretmesi gerektiği, seçim sisteminin de bu amaca hizmet edecek şekilde yeniden yapılandırılması gerektiği vurgulandı. Sistemde yapılacak bu düzenleme, Türkiye’nin geleceğine yatırım yapmanın, istikrarı sağlamanın ve demokratik gelişimi hızlandırmanın bir yolu olacaktı.