Yozgat’ın eşsiz toprakları, geçtiğimiz hasat döneminde hububatın bereketli verimiyle adeta bir altın madenine dönüştü. Bu durum, tarlalarda kalan bitki saplarının değerlendirilmesiyle yeni bir ticari potansiyel yaratıyor. Biçerdöverlerin ardından geride bıraktığı bu saplar, özel işlemelerle saman haline getiriliyor ve ülke genelindeki hayvancılık sektörünün ihtiyaçlarını karşılamak üzere gönderiliyor.
Bu yıl, bölgedeki yağışların istikrarlı ve yeterli olması, buğday ve arpa hasadının olağanüstü bir şekilde başarılı geçmesine olanak sağladı. Bu durum, çiftçiler için önemli bir ek gelir kaynağı oluştururken, aynı zamanda Yozgat’ın tarım potansiyelini daha da ön plana çıkarıyor. Hasadın ardından ortaya çıkan saman, sadece bir atık değil, aynı zamanda ekonomik bir fırsat olarak değerlendiriliyor.
Samanlar, özel makinelerle balyalar halinde toplanarak paketleniyor ve ardından Türkiye’nin dört bir yanına dağıtılıyor. Samsun’dan gelen Sedat Arslan gibi alıcılar, Yozgat’tan temin edilen samanın kalitesine ve uygun fiyatlarına hayran kalıyor. Karadeniz Bölgesi’nin saman ihtiyacını karşılamak amacıyla Yozgat’ı tercih eden Arslan, geçen yılki fiyatların (10 lira) bu yıl nakliye giderleri hariç 3 liraya kadar gerilemesinin heyecanını yaşıyor ve kış stoklarını 100-150 tonla doldurmayı hedefliyor.
Saman ticareti, Yozgat’ta 50 yıldır süren bir gelenek haline geldi. Gaziantep’ten gelen Halil Avcı gibi deneyimli tüccarlar, bu işin ailede nesilden nesile aktarıldığını ve Yozgat’ın tarım bölgesine olan ilgisini koruduğunu vurguluyor. Avcı, daha önce mercimek samanı üretimiyle tanınırken, günümüzde biçerdöverlerden elde edilen samanı kendi makineleriyle presleyerek Karadeniz, Ege ve İstanbul’a gönderiyor. Bu durum, Yozgat’ın tarım ekonomisine yaptığı katkıyı gözler önüne sererken, bölgedeki tarım üreticileri için yeni bir dönemin kapılarını açıyor.