Türkiye’nin organize suç dünyasında yeni bir boyut daha ortaya çıktı. Alihan Kuriş’in önderliğindeki ve çıkar amaçlı faaliyetlerine odaklanan suç örgütü, FETÖ’nün kullandığı kripto iletişim araçlarına benzer şekilde, kendi geliştirdiği ‘Glooper’ adlı sistemle haberleşmelerini sürdürüyordu. Bu sistemin tespiti, suç örgütünün iletişim stratejileri ve operasyonel yöntemleri hakkında önemli ipuçları sunuyor.
Soruşturma ekipleri, ‘Glooper’ uygulamasının Hindistan’da özel olarak geliştirildiğini ve Apple, Android veya Huawei gibi platformlarda bulunmadığını tespit etti. Sistem, yalnızca önceden yetkilendirilen örgüt üyelerinin kullanımına izin veriliyordu. Bu da uygulamanın, örgütün 3 bin 300 kişilik yönetim kadrosu tarafından yoğun olarak kullanıldığını gösteriyor. Erişim, şifre, biyometrik veri ve harici onay olmak üzere üçlü bir doğrulama sistemiyle sağlanıyordu, bu da uygulamanın güvenliğe verdiği önemin bir göstergesi.
‘Glooper’in yapısı, örgütün yurt çapındaki operasyonlarını koordine etme, personel takibini yapma, mali işlerini yönetme ve üst yönetim arasında güvenli iletişim kurma gibi çok yönlü görevleri yerine getirdiği anlaşılıyor. Soruşturmalar, uygulamanın, örgütün karmaşık operasyonel yapısını ve yöneticileri arasındaki koordinasyonu destekleyen kritik bir araç olduğunu ortaya koyuyor. Yapılan incelemeler, Glooper’da tutulan kayıtların, örgütün faaliyetlerinin izlenmesi ve analiz edilmesine yardımcı olduğunu da gösteriyor.
Bu gizli iletişim ağı, sadece ‘Glooper’ uygulamasının tespitiyle sınırlı kalmıyor. Aynı zamanda, örgütün farklı iletişim kanallarını (Glooper, şifreli e-postalar gibi) nasıl kullandığı ve her kanalın ne amaçla kullanıldığı da netlik kazanıyor. Bu durum, suç örgütlerinin iletişim stratejileri hakkında daha derinlemesine bir anlayış geliştirilmesine olanak tanıyor. Bu gelişme, Türkiye’de organize suçlarla mücadelede kullanılan tekniklerin ve taktiklerin de güncellenmesi gerektiğinin altını çiziyor.