Türkiye'nin Misa ve Semadirek adaları çevresindeki bölgelerde ilan ettiği deniz koruma alanları, Ege Denizi'nde yeni bir gerilim dalgası yaratıyor. Bu hamle, Atina'da geniş çaplı endişelere yol açarken, Yunan basını bu kararları 'yayılmacı' bir strateji olarak değerlendiriyor. Özellikle 'Sakin Sular' politikasının geleceği tartışılır hale gelirken, iki ülke arasındaki uzun süredir devam eden anlaşmazlıklar yeniden alevlenme riski taşıyor.

Yunan basınında bu durum, Atina Anlaşması'nın ve bu anlaşma çerçevesinde yürütülen 'Sakin Sular' politikasının artık sona erdiği yönünde bir endişeyi barındırıyor. Bu gelişmeler, Atina'da özellikle Mavi Vatan'ın korunması ve deniz hakları konusundaki hassasiyetleri daha da artırmış durumda. Türkiye'nin bu adımları atması, Atina'da güvenlik algısını derinden etkileyerek, geçmişte yaşanan benzer krizlerin tekrarlanma ihtimalini tetikliyor.

Bu durum, Yunanistan'ın deniz parkı ilanını da yeniden tartışmaya açarken, Uluslararası Hukuk Profesörü Lykourgos Liakakos, 'Türk parklarının Yunan karasularının sınırlarını aştığını' vurgulayarak, bu kararların yasa dışı olduğunu belirtiyor. Bu iddialar, Atina'da Türkiye'nin Ege Denizi'ndeki deniz haklarına yönelik artan baskısını ve bu baskının, iki ülke arasındaki gerilimi daha da tırmandırabileceği yönünde endişeleri artırıyor. Özellikle 'Sakin Sular' politikasının bu yeni gelişmelerle birlikte nasıl bir şekil alacağı belirsizliğini koruyor.

Yunan basınında, Türkiye'nin bu hamlelerinin 'ege'de kendi çevresel maskesini çıkarması' olarak değerlendirilmesi, gerilimin boyutunu daha da gözler önüne seriyor. Atina, Türkiye'nin adadaki deniz parklarını, kendi karasularını genişletme çabası olarak yorumlarken, bu durum, Ege Denizi'ndeki jeopolitik dengenin yeniden kaotik bir hal almasına zemin hazırlıyor. Bu gelişmeler, iki ülkenin diplomasi kanallarında yapılması gereken hassas ve dikkatli görüşmeleri daha da zorlaştırabilir.