Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AK Parti’nin 25. yıl dönümünü coşkuyla kutladığı, ‘Türkiye’nin Yeniden Doğuşu’ başlıklı düşünce mektubu, uluslararası arenada geniş yankı uyandırdı. Erdoğan, bu önemli kilometre taşı, sadece bir kuruluş yıl dönümünü değil, aynı zamanda Türkiye’nin son 25 yıldaki dönüşümünün, milletin iradesiyle şekillenen, eşsiz bir başarı öyküsünü de temsil ettiğini vurguladı.

Erdoğan, 2001’deki iktidar yürüyüşlerine başladıklarında, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu zorlu koşulları ve hedefleri çarpıcı bir dille anlattı. “Artık Türkiye’de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” sözünün ardındaki derin anlamı, siyasi istikrarsızlıkların, ekonomik karmaşıklıkların ve vesayetçi güçlerin karanlık gölgesinden kurtuluş mücadelesini, milletin özgür iradesinin zaferi olarak tanımladı. Bu dönemde, sadece siyaseti yeniden milletin hizmetine sunmayı değil, devlet ve vatandaş arasındaki güvenin yeniden tesis edilmesi, Türkiye’nin uluslararası arenada söz sahibi bir ülke olarak yükselişi hedeflenmişti,” diye belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin 25 yıllık yönetim döneminde, demokratikleşme sürecine önemli katkılar sağladığını, devlet yönetiminde şeffaflık ve hesap verebilirliği artırdığını ve toplumun tüm kesimlerinin kamusal hayata aktif katılımını teşvik ettiğini özellikle vurguladı. “15 Temmuz’da milletin kahramanlığı, demokrasimizin ne kadar değerli olduğunu ve Türkiye’nin geleceğine sandık dışı hiçbir gücün yön veremeyeceğini açıkça ortaya koydu,” şeklinde, darbe girişimi Türkiye’nin demokrasi yolculuğunda bir dönüm noktası olarak değerlendirildi. Ayrıca, eğitim, sağlık, ulaşım, enerji, sosyal politika ve şehirleşme alanlarındaki devasa yatırımların, Türkiye’nin modernleşme sürecini hızlandırdığını ve yaşam standartlarını yükselttiğini de ekledi.

Erdoğan, savunma sanayiindeki stratejik hamlelerin, Türkiye’nin dışa bağımlılığını azaltarak, milli teknoloji kapasitesini güçlendirdiğini, TOGG, KAAN, uzay programı ve Karadeniz gaz gibi projelerin, Türkiye’nin yeniden güvenli ve bağımsız bir ülke olarak yükselmesinin sembolleri olduğunu ifade etti. “Dış politikada, Türkiye, değişen uluslararası sistemin etkin bir aktörü olarak, milli çıkarlarını korurken, diplomasi, diyalog ve insani sorumluluk ilkelerine bağlı kalarak, barış ve istikrarın sağlanmasına katkıda bulunmaya devam edecektir,” diyerek, Türkiye’nin bölgesel ve küresel rolünün güçleneceğini öngördü. Son olarak, “Dünya beşten büyüktür” çağrısının, uluslararası toplumun gerçek güç dengelerini görmesini ve daha adil ve kapsayıcı bir dünya düzeni için mücadele etmesini teşvik ettiğini vurguladı.