Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, Bosphorus Diplomasi Forumu’nda, eğitim alanındaki farklı görüşlere karşı güçlü bir duruş sergiledi. Özellikle Ramazan ayına ait etkinlikler üzerinden ortaya atılan ‘Talibanlaştırma’ suçlamaları üzerine yaptığı açıklamalar büyük dikkat çekti. Bakan Tekin, ‘Ramazan ayında çocuklarımızın Türkiye Yüzyılı özelinde tanımladığımız merhamet, yardımlaşma, vatanseverlik, milli birlik gibi duygularla ilişkisini kurarak Ramazan ayında çocuklarımız Ramazan ayını yaşasınlar istedik. Maalesef Türkiye’de iktidar ne yapsa karşı çıkan birileri var. Öyle tuhaf argümanlarla karşı çıktılar ki, bir grup akademisyen bildiri yayınladı. Bildirilerinde ne dediler biliyor musunuz? Bir, Trump’ın ipine sarılmakla suçladılar beni. İki, gerici, sapkın bir azınlık diye bizi tanımladılar. Ramazan ayını bu şekilde değerlendirdiğimiz için. Ramazan ayı etkinliklerini yaptığımız için bizi toplumu Talibanlaştırmakla suçladılar. Bunu isimlerinin başında unvanları olan, kendilerince saygın olduğunu iddia eden kişiler yaptı'” şeklinde konuştu.

Bakan Tekin, aynı forumda yapay zekanın eğitimdeki rolüne dair de önemli değerlendirmelerde bulundu. Yapay zekanın, eğitim ve öğretim süreçlerini dönüştüreceğini, öğretmenlerin rolünü ise bilgi verme yerine rehberlik etme ve birlikte öğrenme süreçlerine odaklanmaya kaydıracağını savundu. ‘Yapay zeka eğitim hayatını kolaylaştıracak, okulda öğretmenlerimizin daha az bilgi verdiği ama birlikte yaparak ürettikleri, birlikte yaparak öğrencilere rehberlik ettiği bir forma dönüşecek öğretmenlik ve okullardaki eğitim öğretim süreçleri. Buraya dönüştüğü zaman öğrencilerin yapay zekadan herhangi bir ödevi ya da bir projeyi kolaycılıkla yapmasını da bir problem olmaktan çıkaracak. Oradan bilgiyi alması, okulda öğretmeniyle birlikte bunu hayata geçirmesine engel olmayacak, tam tersine kolaylaştıracak’ diyerek, bu teknolojinin eğitimde nasıl bir fırsat sunabileceğine dikkat çekti. Ayrıca, yapay zekanın insan hayatını anlamlı hale getiren bir arka plan yazılımı olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın temel misyonu ise, çocukları ülkesine bağlı, milli ve manevi değerlere sahip çıkan bir şekilde yetiştirmek olarak tanımlandı. ‘Aslİ vazifemiz çocuğun ülkesine sadakatele bağlı bir şekilde yetişmesi. Benim Milli Eğitim sistemiyle ilgili en önemli beklentim; Milli Eğitim Bakanlığının kendisine emanet edilen, 12 yıl boyunca emanet edilen bir çocuğu, önce bu ülkeye, bu ülkenin geleceğine, bu ülkenin geçmişine, içinde yaşadığı milletin değerlerine, milli ve manevi değerlerine sahip çıkan, ülkesine sadakatle bağlı bir şekilde yetiştirmek. Bize emanet edilen çocuklarla ilgili asli vazifemiz bu. O yüzden bizim Bakanlığımızın adı Milli Öğretim değil de Milli Eğitim Bakanlığı. Bunu yapmak bizim kanunen asıl görevimiz burası. Diğer kısmını da yapacağız kuşkusuz. Öğretimle ilgili kısmını. Ama ikisinden herhangi birini ihmal etmemeliyiz’ ifadeleriyle, bakanlığın temel görevini ve bu hedefe ulaşma stratejisini net bir şekilde ortaya koydu.

Son olarak, Bakan Tekin, müfredatın ahlaki ve erdemlilik farkındalığını pekiştiren faaliyetlerle desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi. ‘Müfredatınız ile ahlaki, erdemlilik farkındalığını pekiştiren faaliyetler hakkındaki soruyu da yanıtlayan Bakan Tekin, “Benim Milli Eğitim sistemiyle ilgili en önemli beklentim; Milli Eğitim Bakanlığının kendisine emanet edilen, 12 yıl boyunca emanet edilen bir çocuğu, bir çocuğu önce bu ülkeye, bu ülkenin geleceğine, bu ülkenin geçmişine, içinde yaşadığı milletin değerlerine, milli ve manevi değerlerine sahip çıkan, ülkesine sadakatle bağlı bir şekilde yetiştirmek. Bize emanet edilen çocuklarla ilgili asli vazifemiz bu.