Gecenin karanlığında, bir umut ışığı tükenmişti. 33 kahramanımız, terörün acımasız pençesine düşerek hayatlarını feda etmiş, isimleri tarihe kazınmıştı. Erdal Özdemir, o trajik günde, Bingöl'ün uzak topraklarında, bir eylemin acı sonuçlarını yaşadı. O gece, onları yürütmüşlerdi; yorgun, perişan, umutlarını yitirmiş. Yolları kesilip kaçırılalı saatler geçmiş, kurtuluş umudu tükenmişti. Teröristler ise, karanlıkta ilerlerken, rahatlıkla eylemlerini sürdürüyordu.
Köy halkının şaşkınlığı, Osman Partal’ın göz kamaştıran ay ışığı altında duyduğu sözlerle daha da arttı: “TC bizim gibi ateşkes ilan ederse, biz de iki gün içinde sizi bırakacağız.” Bu vaat, gerçekliğin acı ironisini barındırıyordu. Kısa bir süre sonra, teröristlerin hareketliliği bir alarm sinyali verdi. Silahların mekanizmalarının sesi duyuldu, şarjörler değiştirildi. Osman, “Bu gidişle sabahı göremeyeceğim” diye içinden geçiriyordu. Yıldızlara baktı, annesini, babasını düşündü, hemşerilerini ve onlara bıraktığı bu yurdu. O an, “Tertip, bunlar bizi öldürecekler” diyerek devrevi son sözlerini söyledi. Karşılarına çıkan 30-40 terörist, silahlarını ateşlemeye başladı. Osman, hayatta kalmak için çaresizce kendini korumaya çalıştı. Kelime-i şahadet getirip yere atıldı, mermilerin altında savruldu. ‘Hepimizin öldüğünden emin olmak için sürekli ateş ediyorlardı’, diye düşünerek, bir an için ölümün soğuk sularına gömüldü. Sonra, acı gerçekle yüzleşti: Can çekişen, hırıldayan, ağlayan, inleyen gençlerdik. Kimisi “anne”, kimisi “baba” diye bağırdı. Kendini öldü sanarak, doğanın acı ironisine teslim oldu.
Erdal Özdemir, Bingöl'e yolculukta, bir kargo kamyonunun yol kesmesiyle başlayan gerilimi, acı bir sonla sonuçlandırdı. 10-15 kişilik terörist grubu, onları araçlarından indirip tek sıra halinde durmalarını istedi. Erdal, içindeki şüpheleri gidermek için, “Acaba, bu bizi PKK’ya ihbar mı ediyor?” diye düşünmeye başladı. Yol boyunca, şoförün huysuzluğu, onu daha da tedirgin etmişti. Bu yolculuk, bir ömrü sonsuza dek değiştirecekti. O an, “Sırtlanan bir hayat, bir anlık kararla son buldu.”
Doğan Kitap’tan çıkan “33 KURŞUN” adlı eserde Erdal, o günkü olayları detaylı bir şekilde anlatıyor: “Yolumuza devam ettik. Az ilerledikten sonra teröristlerin beyaz renkli bir kargo kamyonuyla yolu kestiklerini gördük. Başta, elleri silahlı 10-15 kişiydiler. Sonra sayı giderek artmaya başladı. Bizi de araçlarımızdan indirip tek sıra halinde durmamızı istediler. Daha sonra birisi beşerli sıra olmamızı istedi. Biz...”