Kamerun'un siyasi sahnesinde son dönemde yaşanan olaylar, 44 yıldır iktidarda olan Cumhurbaşkanı Paul Biya'nın 55 gündür ortadan kaybolmasıyla daha da karmaşık hale geldi. 93 yaşındaki Biya'nın bu uzun süren yokluğu, sadece sağlık durumuyla ilgili soruları değil, aynı zamanda ülkenin yönetim biçimi ve iktidarın şeffaflığı konusunda da ciddi endişeleri beraberinde getirdi.

Son olarak İsviçre'ye ‘özel bir ziyaret’ için giden Biya'nın ardından ülkesinde sağlık tartışmaları yeniden alevlendi. Kamerun İletişim Bakanı René Emmanuel Sadi, Cumhurbaşkanı'nın durumunun iyi olduğunu ve Cenevre'den çalışmalarını sürdürdüğünü iddia etti. Ancak bu açıklamalar, kamuoyunda şüphelerin artmasına neden oldu. Sadi'nin ‘hayal ürünü ve kötü niyetli manipülasyon’ olarak tanımladığı iddialar, hükümetin açıklama yapma konusundaki isteksizliğini gösteriyor. Bu durum, iktidardaki rejimin aslında ne durumda olduğunu bilmediği ve kamuoyunu bilgilendirme konusunda tereddütlü olduğu izlenimini yaratıyor.

İktidar partisi Kamerun Halkı Demokratik Hareketi'nin (CPDM) üst düzey isimleri, Biya'nın durumunu ‘titizlikle takip ettiğini’ savlarken, muhalefet partileri ise bu iddiaları reddediyor. Kamerun Rönesans Hareketi'nin başkan yardımcısı Mamadou Mota, Cumhurbaşkanı'nın uzun süren yokluğunun ülkenin ‘kurumsal boşluk’ yaşamasına neden olduğunu vurguladı. Mota, ‘kritik sosyoekonomik sorunların’ çözülmediği sürece bir ülkenin uzaktan kumanda edilemeyeceğini belirterek, iktidarın acilen harekete geçmesini talep etti.

Muhalefet, Biya'nın yokluğunun sadece bir sağlık sorunuyla ilgili olmadığını, aynı zamanda iktidardaki CPDM'nin halkın sorunlarına duyarsız kalması ve yönetimde kalmaya odaklanmasıyla da bağlantılı olduğunu savunuyor. Vatanseverlik ve Halkın Refahı Hareketi'nin Genel Sekreteri Kohtem Sambit, Biya'nın ‘vergi mükelleflerinin parasıyla maaş aldığı’ için halka karşı sorumluluğunu yerine getirmesi gerektiğini ve nerede olduğunu açıklamasının gerektiğini vurguladı. Bu gelişmeler, Kamerun'da iktidarın meşruiyeti ve şeffaflığı konusunda ciddi bir sorgulama başlatılmasına zemin hazırlıyor. Ayrıca, 1982'den beri devlet başkanlığı koltuğunda oturan Biya'nın, Kasım 2025'te tartışmalı geçen seçimlerin ardından sekizinci kez yemin etmesi ve seçim sürecindeki usulsüzlük iddialarının da bu belirsizliği derinleştiriyor. Yönetimin bu iddialara karşı koymaması ve şeffaf bir açıklama yapmaması, ülke içinde demokratik kurumlar ve siyasi istikrar konusundaki güveni zedelemeye devam ediyor.”}