Yıl 2025'te, müzik dünyasının sevilen isimlerinden Gül Tut, özel hayatında beklenmedik bir felaket yaşadı. İstanbul’daki evinin penceresinden düşmesi sonucu hayatını kaybetti. Başlangıçta kaza olarak değerlendirilen olay, detaylı bir soruşturma sürecinin ardından bambaşka boyutlara ulaştı. Olayın ardındaki karmaşık dinamikler, bir aile içi çatışmasının ipuçlarını barındırıyordu.
Soruşturmayı yürüten savcılar, elde ettikleri yeni bulgular doğrultusunda iki isim üzerinde yoğunlaştı: Tuğyan Ülkem Gülter ve Sultan Nur Ulu. İddianamede, Tuğyan Ülkem Gülter birinci sanık, Sultan Nur Ulu ise ikinci sanık olarak yer aldı. Olay gecesi evde bulunan güvenlik sisteminin devre dışı bırakıldığına dair tespitler, soruşturmanın akışını önemli ölçüde etkiledi. Bu durum, olayın nasıl gerçekleştiği konusundaki şüpheleri artırmıştı.
Soruşturmanın dönüm noktası ise Sultan Nur Ulu’nun emniyetteki ifadesi oldu. Ulu, ifadesinde Güllü Tut’un pencereden dışarı baktığı sırada kız kardeşi Tuğyan Ülkem Gülter tarafından zorla aşağıya itildiğini iddia etti. Bu beklenmedik itiraf, soruşturmanın seyrini tamamen değiştirdi ve Tuğyan Ülkem Gülter’in “üstsoydan akrabayı kasten öldürme” suçlamasıyla tutuklanmasına neden oldu. Bu iddia, olayla ilgili ilk incelemede şaşkınlık yaratmış, ardından hızlı bir şekilde delille desteklenmeye başlanmıştı.
Tuğyan Ülkem Gülter’in tutuklu bulunduğu öğrenilirken, hazırlanan iddianamenin onaylanmasıyla birlikte iki sanık, Yalova’da yargılama sürecine başlayacak. Davada, Güllü Tut’un ölümüyle ilgili tüm deliller ve tanık ifadeleri değerlendirilecek. Bu karmaşık ve duygusal olay, Türk hukuk sisteminde önemli bir dönüm noktası olabilir ve aile içi ilişkilerdeki dinamikleri gözler önüne serecek.”}