Türkiye’nin savunma gücünün vazgeçilmez bir parçası olan er gazileri, 19 gün süren yoğun protestoları ve açlık grevi tehdidiyle, hak arayışlarında karşılaştıkları acı gerçeği ulusla paylaşıyor. Bu durum, terörle mücadeledeki fedakarlıkları görmezden gelinen bir adaletsizlik sendromunu ortaya koyarken, gazilerin ruh halini de etkileyen derin bir umutsuzluk hissi yaratıyor. Er Şehit Aileleri ve Er Gaziler Derneği Başkanı Erdem Çerçioğlu’nun ifadeleri, bu durumun boyutunu daha da somutlaştırıyor.

Gazilerin yaşadığı temel sorun, terör çatışmalarında yaralanıp gazi olduktan sonraki hak arayışlarında yaşanan çelişkili ve eşitsiz uygulamalara dayanıyor. Bir örnekte, terör çatışmasında yaralanan ve teğmen rütbesine yükselen bir gazi, MSB’nin sağladığı imkanlarla 3 yılda bir terfi ederek albay rütbesine ulaşıyor ve 170 bin lira maaş alıyor. Ancak, aynı çatışmada yaralanan ve kısa dönem er olarak gazi olan bir kardeş ise Aile Bakanlığı’na yönlendiriliyor ve 35-40 bin lira maaş alıyor. Bu durum, gazilerin arasındaki hak kaybını ve sosyal statüdeki ayrımcılığı çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Bu ayrımcılık, sadece maddi konularda değil, tedavi imkanları, sosyal haklar ve rehabilitasyon süreçleri gibi alanlarda da kendini gösteriyor.

Platform Başkanı Çerçioğlu, iktidarın hazırladığı kanun teklifinin bu adaletsizliği düzeltmek yerine daha da derinleştirdiğini savunuyor. “Yandaş derneklerle hazırlanan, içi boş” bir kanun teklifinin, gazilerin gerçek ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olduğunu vurguluyor. Bu durum, gazilerin moralini daha da bozarken, açlık grevi kararı almalarına neden oluyor. Gazilerin dile getirdiği en büyük endişe, kanun teklifinin gazilere yönelik maddelerinin, terörle mücadeledeki fedakarlıkları göz ardı eden ve onları mağduriyetten başka bir şeyle sonuçlamayan “bebek katili” niteliğinde olmasından kaynaklanıyor. Bu noktada, gazilerin talebi sadece haklarının korunması değil, aynı zamanda devletin onlara karşı sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiği yönünde.

Gazilerin tüm Türkiye’ye yaptığı çağrı, sadece maddi destek talebinde bulunmakla kalmıyor, aynı zamanda bu acı durumun ulusal vicdanlarda yankı bulmasını ve devletin acil olarak harekete geçmesini talep ediyor. “Battaniyeni de al gel” diyerek yapılan bu çağrı, gazilerin yaşadığı çaresizliğin ve umutsuzluğun en çarpıcı örneğini sunuyor. Bu çağrı, terörle mücadeledeki gazilerin fedakarlığını unutmadığımızı ve onların hak arayışlarına destek verdiğimizi gösteren bir duygu ifadesi olarak kabul görüyor.