Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Genel Kurulu, yükseköğretim sistemine yöneltilen önemli değişiklikleri değerlendirmek üzere yoğun bir tempoyla çalışmaya devam etti. Meclis Başkanvekili Celal Adan liderliğindeki gündem dışı konuşmaların ardından, ‘Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşülmesi begannı. Grup oturma düzenlemeleri, parti grupları arasındaki geçişlerle Meclis atmosferi karmaşık bir hale geldi; Yeni Parti, CHP sıralarına yerleşirken, CHP de MHP ve DEM Parti ile ortak oturma düzeni oluşturdu.

Tartışmalar, siyasi parti gruplarının sunmuş olduğu önergelerle ilerlerken, AK Parti’nin teklife yönelik önergesini kabul ederek çalışmayı sürdürdü. Yeni Yol, İYİ Parti, CHP, DEM Parti ve Yeni Parti’nin önergeleri, teklifin genel çerçevesinde önemli değişiklikler yaratmadı. Teklifin savunucularından Yeni Yol Partisi Milletvekili Mehmet Karaman, günün kürsüsünde, dünya üniversiteleriyle rekabet edebilecek, bilimsel üretimi destekleyen ve öğrencilere umut aşılayan bir yükseköğretim reformunu hedeflediklerini vurguladı. Ancak, teklifin mevcut haliyle eğitim sisteminin gerçekleriyle uyuşmadığını, bürokrasinin ve vesayetin yeniden güçlendiğini savundu. İYİ Parti Milletvekili Şenol Sunat ise teklifin üniversitelerdeki temel sorunları görmezden geldiğini, akademisyenlerin önünü kapattığını ve YÖK’ün vesayetini yeniden tesis ettiğini iddia etti. CHP Milletvekili Ali Fazlı Kasap, teklifin ‘saray kokulu’ bir torba yasa olduğunu, TBMM’nin iradesinin devredildiğini ve öğretmenlerin haklarını arayan özel sektör öğretmenlerinin sorunlarına çözüm getirilmediğini belirtti.

MHP Grup Başkanvekili Filiz Kılıç, Yükseköğretim Kurumları’nın misyonunun hayati boyutlara ulaştığını ve YÖK’ün hantal bir denetleme mekanizmasından ziyade, küresel rekabette üniversitelerin önünü açan bir orkestra gibi hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Bu durum, teklifin yükseköğretim sistemindeki temel sorunlara yönelik kapsamlı bir çözüm sunmadığını gösterdi. Teklifin torba yasa usulüyle hazırlanması, farklı partiler tarafından eleştirilerek, kanun teklifinin daha geniş kapsamlı ve etkili bir şekilde değerlendirilmesi gerektiği savunuldu.

TBMM’deki tartışmalar, yükseköğretim sisteminde reform ihtiyacını ve bu reformun nasıl şekillendirilmesi gerektiği konusunda önemli bir platform oluşturdu. Teklifin kabulü veya reddi, Türkiye’nin eğitim vizyonu ve geleceği açısından kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.