Cumhurbaşkanımız liderliğindeki AK Parti Merkez Yürütme Kurulu, bugün kritik bir değerlendirme toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıda, Türkiye’nin içinde bulunduğu jeopolitik ortam ve önümüzdeki dönemde atılacak stratejik adımlar detaylı bir şekilde tartışıldı. Özellikle, 14 Ağustos kuruluş yıl dönümünün kutlamaları ve millî futbol takımımızın zaferi, toplantıda öncelikli yer tuttu. Bu başarıyı milletimizin ortak gururu olarak gören sayın liderimiz, genç nesillere olan sorumluluğumuzu bir kez daha vurguladı.

‘Terörsüz Türkiye’ adını taşıyan yeni bir dönemin kapılarını araladığımız bu kritik aşamada, terörle mücadeledeki kararlılığımızı ve hukuki zemini güçlendirme çabalarımızı daha da yoğunlaştırmak zorundayız. TBMM’deki komisyon çalışmaları ve Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda, devletimizin değerlerini zedelemeyecek hiçbir faaliyette bulunulmamasını sağlamak en büyük önceliğimizdir. Bu süreçte, yapıcı eleştiriler ve yapıcı önerilerle desteklenen, yapıcı bir diyalog içerisinde olmak hepimizin sorumluluğundadır. Ancak, yıkıcı ve ayrıştırıcı söylemler, ilerleme yolunda en büyük engeldir.

Ülkemiz, son dönemde çeşitli provokasyonlara maruz kalmış, özellikle farklı kimliklere sahip vatandaşlarımızı birbiriyle çatıştırmayı amaçlayan girişimlere karşı son derece duyarlıdır. Milletimizin büyük çoğunluğunun, Türk bayrağına, Türk vatanına ve Türk milletine bağlılığı, bu provokasyonları bertaraf etmede önemli bir rol oynamaktadır. Türkiye, uluslararası arenada, özgür ve demokratik değerleri esas alan bir ülke olarak öne çıkarken, bu değerleri koruma konusundaki kararlılığımızı da sürdürmeliyiz. Şimdi, Türkiye’nin pozitif bir şekilde ayrıştığı coğrafyada, daha da güçlü ve etkili bir diplomasiyle, bölgesel ve küresel arenada etkinliğimizi artırmalıyız.

Geldiğimiz noktada, uluslararası arenada güçlü ve etkin kurumların, kurumlarının içindeki boşlukları doldurarak, demokrasinin sadece propaganda faaliyetine dönüştürülmesini engellemelidir. Terörle mücadeledeki yaklaşımlarımızda da, devletimizin gücünü ve milletimizin hassasiyetini koruyarak, sistemin oksijenini artıracak stratejiler geliştirmeliyiz. ‘Sıkılı yumruklarla değil, el sıkışarak konuşma zamanıdır’ anlayışıyla, zor meseleleri çözmek için diyalog ve işbirliğine odaklanmalıyız. Özellikle, Batı Şeria’daki gelişmeler ve İsrail’in bölgedeki provokatif hamleleri, dikkatli bir yaklaşımla takip edilmeli ve Türkiye’nin çıkarlarını koruyan bir dış politika izlenmelidir.