Ufukta yeni bir bakış açısı! Kendi yolunuzu çizin, farklı fikirlerle tanışın ve hayal gücünüzü besleyin. Aile Dayanışma Ağı’nın (ADA) 44. buluşması, İstanbul’un silivri’deki duruşma salonlarının önünde toplanan güçlü bir topluluğun sesi oldu. YENİ Parti temsilcileri, milletvekilleri, belediye başkanları ve tutuklu yakınların yanı sıra sivil toplumun çeşitli figürleri, adalete olan taleplerini bir kez daha yükseltti.

Bir yılı aşkın süredir Ekrem İmamoğlu’nun Silivri’deki tutukluluğu, Aile Dayanışma Ağı’nın (ADA) merkez üssü olmuş durumda. Duruşma salonlarına ulaşmak için sıraya giren İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, “Zorlu koşullara rağmen, adalete ulaşma arayışımızı kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz” diyerek dayanışmanın önemine vurgu yaptı. İmamoğlu, davadaki uzun oturumların ve adil yargılanma hakkının engellenmesinin, adaletsizliğin bir örneği olduğunu belirterek, “Adil yargılanma, bir vatandaşın temel hakkıdır ve yargılanma koşulları bu hakkın vazgeçilmez bir parçasıdır” dedi.

Duruşma aşamasında, sanıkların ifadeleri, iddianamede yer alan iddiaların çöküşüne işaret etti. Tutuksuz yargılanan sanıkların savunmalarıyla birlikte, tek bir somut delil olmadan oluşturulan iddianamenin temelleri sarsıldı. Aylardır masumiyet karinesi vurgulanırken, yargılama sürecinde tutukluluk tedbirinin devam etmesi, adaletin tecelli etme yolunda bir engel olarak görülüyor. Ailelerin, “Herkes için tutuksuz yargılama esas olmalıdır” talebi, adalete olan inancını güçlendiriyor. Yargılanmanın özgür ve açık olması, iddiaların araştırılması ve delillerin ortaya konulması, herkesin savunmasını yapabilmesi, davaların siyasi değil hukuki zeminde yürütülmesi gerektiğini vurguluyor.

Davanın siyasi boyutları ve kamuoyunun ilgisi, TRT’den canlı yayın talebini daha da güçlendiriyor. İnsanların, davada yaşananları kendi gözleriyle görmesi, iddiaları ve savunmaları doğrudan dinlemesi ve kendi değerlendirmesini yapması isteniyor. “Yayınlansın ki tüm Türkiye bu davada neler yaşandığını kendi gözleriyle görsün” çağrısı, adaletin sağlanması ve hukukun üstünlüğünün korunması için önemli bir adım olarak görülüyor. Siyasi iktidarın, adaletsizliğe karşı duruşu ve halkın sesini duyurması, bu davada daha da önem kazanıyor. Tüm bu yaşananların bedelini yalnızca seçilmişler değil, aileler, anneler, babalar ve çocuklar da ödediği vurgulanıyor. Bu durum, adaletin tecelli etmesi ve hukukun üstünlüğünün sağlanması için daha da güçlü bir çağrıdır.