İstanbul'un kalbinden yükselen Ayasofya, tarihin derinliklerinden kopan bir koruma operasyonuyla yeniden nefes aldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın önderliğindeki bu kapsamlı projede, caminin en önemli unsuru olan kubbe, son teknoloji uygulamalarla yeniden şekilleniyor. Yüzyıllar boyunca hava şartlarının etkisiyle yıpranan kurşun kaplamaların değiştirilmesi, yapının hassas dengesini koruyarak gerçekleştiriliyor. Bu süreç, mimarlık ve sanat tarihinin uzmanlarının titiz gözetiminde, adeta bir bilim laboratuvarı gibi ilerliyor.

Restorasyon ekibinin ilk adımı, kubbenin geçici olarak kapatılması oldu. Bu önlemler, yapının atmosferik streslerinden korunmasını sağlayarak, mozaiklerin ve diğer hassas yüzeylerin zarar görmesini engelliyor. Kullanılan yüksek güvenlikli, koruyucu brandalar, modern mühendislik teknikleriyle üretilmiş, yapının bütünlüğünü bozmadan, en üst düzeyde koruma sağlamak için tasarlanmış. Bu yaklaşım, Ayasofya'nın geleceğine yapılmış önemli bir yatırımdır.

Bakan Mehmet Nuri Ersoy, restorasyon çalışmalarını yerinde incelediği sırada yaptığı açıklamada, “Medeniyetimizin mirasının korunması, hepimizin ortak sorumluluğudur. Ayasofya’nın bu hassas koruma operasyonu, bilimsel yöntemlerle, geçmişten günümüze uzanan köprü oluşturuyor. Hem yapının sağlamlığı hem de mozaiklerin korunması, bu sürecin en önemli hedefleridir” dedi. Bu operasyon, sadece bir restorasyon değil, aynı zamanda Ayasofya'nın gelecekteki korunması için de bir model oluşturuyor.

Ayasofya, Fatih Sultan Mehmet Han'ın emaneti ve İstanbul'un fethinin simgesi olarak, tarih boyunca sayısız insanın kalbine dokunmuştu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde başlatılan bu projeyle, Ayasofya'nın asli hüviyeti yeniden tesis ediliyor. İbadetlerin yeniden başlaması ve ziyaretçilerin bu eşsiz yapıyı görme imkanı, şehrin kültürel zenginliğini daha da artıracak. Ayasofya, geleceğe umutla bakarken, İstanbul'un en değerli simgesi olarak sonsuza dek yaşamaya devam edecek.”}