Kahramanmaraş’taki trajik olaydan sonra sosyal medyanın üzerine çöken sis perdesi, yalan haberlerin ve dezenformasyonun acımasız bir şekilde yayılmasıyla daha da kalınlaştı. Bu durum, bölgede yaşayanların zaten derin bir üzüntü içinde olduğu bir zamanda, toplumsal huzuru daha da tehdit etmekteydi. Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), bu hassasiyetli atmosferi istismar eden, kamuoyunu yanıltmaya yönelik organize çabaları sonlandıran bir açıklama yayınladı.

Açıklamanın merkezine, sosyal medya platformlarında dolaşan, ‘saldırı sonrası kayıp çocuklar’ iddiası yerleştirildi. DMM, bu iddiaların tamamen temelsiz olduğunu, gerçeklikle hiçbir ilgisi olmadığını ve kamuoyunun hassasiyetlerini sömüren, planlı bir algı operasyonu olduğunu vurguladı. Bu tür provokatif içeriklerin amacının, toplumda kaos, korku ve panik iklimi yaratmak, devlet kurumlarının itibarını zedelemek ve vatandaşların devletlerine olan güvenini sarsmak olduğunu belirtti.

DMM, vatandaşları bu tür provokatif içeriklere karşı uyardı ve resmi makamlar tarafından yapılan açıklamaları, tek kaynağa dayanarak değerlendirmeleri talep etti. ‘Birliğimizi hedef alan psikolojik harp içeriklerine itibar etmeyin’ çağrısı ile, toplumun dayanışmasını ve güvenini koruma konusunda önemli bir rol oynadıklarını ifade etti. Bu tür manipülasyonlara açık kalmamak, kamu sağlığını ve toplumsal barışı koruma çabasıdır.

Sonuç olarak, DMM'nin bu açıklaması, dezenformasyonla mücadelede önemli bir adımı temsil ediyor. Kahramanmaraş’taki üzücü hadisenin ardından, gerçeği koruma ve kamuoyunu yanlış bilgilendirmeden yana tutma konusunda kritik bir rol üstleniyor. Bu tür olaylarda, gerçekleri doğrulamak ve yanıltıcı bilgilerin yayılmasını engellemek, toplumun sağlığını ve güvenliğini koruma çabalarının temel unsurlarından biridir.”}**