Ekonomik belirsizliğin gölgesinde dikkatleri üzerine çeken bir açıklama yapıldı. Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, güncel ekonomik verileri ve hükümet politikalarını eleştirel bir dille değerlendirerek, iktidarın hatalı kararlarının sonuçlarını gözler önüne serdi. Arıkan’ın açıklamaları, ekonomik krizin derinleşmesi ve siyasi istikrarsızlıklar bağlamında önemli bir değerlendirme sunuyor.
Açıklamasında, AK Parti’nin 24 yıllık iktidarını, krizlerin ana sorumlusu olarak değerlendirerek, geçmişteki vaatlerin bugün neye dönüştüğünü sorguladı. Trump’ın Rahip Brunson’ı bırakması ve Aliyev’in danışmanını görevden alması gibi olayların, ‘özgür Türkiye’ vaadinin ne kadar yanıltıcı olduğunu vurguladı. Arıkan, iktidarın, çözüm odaklı bir yaklaşım sergilemek yerine, sorunları görmezden geldiğini ve halkın temel ihtiyaçlarına cevap veremediğini belirtti. Aynı zamanda, Yüce Divan’da bakanların yargılanmaması, muhalif seslerin susturulması gibi uygulamaları da eleştirerek, iktidarın otoriter bir yönetim sergilediğini savundu.
Ekonomik verilere de değinerek, TÜİK ve ENAG’ın yayınladığı enflasyon verilerinin, halkın gerçek yaşam koşullarını yansıtmadığını ifade etti. Özellikle, ‘eksi bakiye’ kullanımı ve kredi borcunu artırmış olan vatandaşın durumu, iktidarın ekonomik politikalarının başarısızlığını gösterdiğini vurguladı. Arıkan, istihdam ve işsizlik oranları konusundaki mevcut tabloyu da eleştirerek, işsizliğin artması ve gençlerin işsiz kalması gibi sorunların çözülmediğini ve bu durumun halkın yaşam standartlarını düşürdüğünü belirtti. Ayrıca, iktidarın hatalı atamalarını, ‘kalp cerrahının beyin ameliyatına sokulması’ benzeterek, bu durumun iktidarın yetersizliğini ve eksikliklerini daha da belirgin gösterdiğini ifade etti.
‘Fon krizi’nin ortaya çıkışı ve bu krizin çözülmesindeki eksiklikler üzerine yaptığı değerlendirmelerde, vurguncuların kimliği hakkında bilgi bulunmaması ve sürekli yapılan görevlendirmelerin şeffaflık ilkesine aykırı olduğunu savundu. SPK Başkanlığına ve MASAK kökenli isimlerin atanması gibi atamaların, piyasaların güvenilirliğini sağlamak yerine, daha da şaşkınlık ve belirsizlik yarattığını belirtti. Arıkan, fon krizinin siyasi ayağının da araştırılması gerektiğini ve bu konuda gerekli adımların atılması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, 6 Şubat depreminde yaşanan iş bilmezliğin Kızılay’ın yıkılmasına neden olduğunu ve bu durumun iktidarın güvensizlik yarattığını gösterdiğini belirtti. Son olarak, Mekke Ortak Savunma Antlaşması’na ilişkin eleştirilerini dile getirerek, anlaşmanın öncelikle Filistin, Gazze ve Kudüs’ün korunmasını gerektirdiğini ve bu anlaşmanın bölge ülkelerinin güvenliğini ve adil bir barışı sağlamak için kullanılmasının gerektiğini vurguladı.