Bartın’ın Kapalı Pazarı’nda, simitçi Hüseyin Okan’ın anlattıkları, Türkiye’nin ekonomik manzarasına dair acı bir tablo çizdi. Artan yaşam maliyetleri, emekli maaşlarının açlık sınırına yaklaşması, emeklileri ek işlere yöneltirken, en temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanmalarına neden oluyor. Hüseyin Okan, simidin fiyatının 15 liradan 20 liraya yükselmesiyle birlikte satışların azaldığını, artık “veresiye simit” vermeyi zorunda kaldığını ifade etti. İnsanların simidi bile alım gücü olmaması, temel bir ihtiyacın bile karşılanamaması durumuna işaret ediyor.

Okan’ın anlattıklarına kulak veren İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, durumun vahametini gözler önüne seren bir ziyaret gerçekleştirdi. Simit satarak geçimini sağlayan Okan’ın, çocukların parası olmamasına rağmen simit istemesi ve ücretsiz simit vermesi, “insanın insana kayyum” bir resim çiziyor. Çömez, “Cebinde 20 lirası olmayan simit alamayan vatandaş yarattı. Milletin geldiği nokta işte bu” diyerek iktidarın vaatlerinin boşlukta kaldığını ve halkın gerçek sorunlarına çözüm üretemediğini vurguladı. Bu manzara, iktidarın “Türkiye Yüzyılı” vizyonuna yönelik eleştirilerin de ardında kalmıyor.

Bu acı gerçekler aynı zamanda Türkiye genelinde yaşanan bir tüketim alışkanlığına da işaret ediyor. İstanbul’da Alışveriş Festivali kapsamında yapılan indirimlerde yaşanan izdiham, vatandaşların daha uygun fiyatlı ürünlere ulaşma çabasını gösterirken, et ve tavuk gibi temel gıda maddelerinin fiyatları da hala yüksek seviyelerde. Bir vatandaş, piyasada bin lira civarında fiyat görüyorken, burada yarı yarıya fiyatlarla alışveriş yapmanın memnuniyetini dile getirdi. Bu durum, tüketici davranışlarının ve piyasa koşullarının da ekonomik sıkıntıları etkileyebileceğini gösteriyor.

Bartın’da simit satan emekli öğretmen, bu zorlu koşullarda bile yılmayan bir insan örneği sunuyor. Turhan Çömez, bu emekliye “Allah razı olsun” diyerek, onun çaresizliğine ortak oldu. Bu durum, sadece bir bireyin hikayesi değil, aynı zamanda Türkiye’nin karşı karşıya olduğu ekonomik sorunların ve çözüm arayışlarının da bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor. Bu acı hikaye, ekonomik politikaların halkın gerçek ihtiyaçlarını nasıl göz ardı edebileceğini ve sonuçlarını nasıl doğurabileceğini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.”}