Kapadokya'nın eşsiz güzelliği, milyonlarca yıldır şekillenmiş doğal kaya oluşumlarıyla adeta bir açık hava müzesi. Ancak bu eşsiz mirasa yönelik son olaylar, koruma çabalarının etkinliğini ve bölgedeki müdahalelerin sonuçlarını yeniden tartışma gereği yaratıyor. Göreme Açık Hava Müzesi yakınlarındaki bir peribacası, önceki gün yaşanan talihsiz bir çöküşle yaşamını yitiren üç kişiye ve beş yaralının hayatını derinden etkiledi. Olayın ilk raporlarda ‘aşırı yağış’ olarak tanımlanmasına rağmen, uzmanlar ve mimarlar, bu açıklamanın karmaşık bir gerçekliği gizlediğini savunuyor.

Olayın kökeninde, 2022 yılında tamamlanan Ortahisar-Göreme yolunun ve otopark genişletme çalışmalarının etkisi olduğu düşünülüyor. Mimar Aslı Özbay, uzun yıllardır Kapadokya’da koruma odaklı çalışmalar yapan isimlerden biri olarak, bu çöküşün sadece hava durumuyla açıklanamayacağını vurguluyor. Özbay’a eşlik eden Kapadokya bölgesinin uzman rehberi de, yol yapım sürecinde ve sonrasında yaşanan yoğun turizm trafiğinin, bölgedeki hassas kaya oluşumları üzerindeki etkilerinin yeterince değerlendirilmediğini belirtiyor. Yolun, çevresindeki doğal yapıyı ciddi şekilde değiştirdiği ve kayaçların yapısında kalıcı hasarlara yol açabileceği konusunda endişelerini dile getiriyorlar.

Özbay, özellikle yolun Göreme tarafında sona erdiği noktada yapılan otopark genişletme çalışmalarının, çöküşü tetiklemiş olabileceğini düşünüyor. Drone görüntü analizleri, otopark alanında kapsamlı zemin müdahalelerinin yapıldığını gösteriyor. Bu çalışmaların, kaya kütlesinin dengesini nasıl etkilemiş olduğu, ne kadar hafriyat yapıldığı ve ne zaman gerçekleştirildiği gibi soruların bilimsel bir inceleme ile yanıtlanması gerektiği belirtiliyor. Uzmanlar, bu müdahalelerin, Kapadokya’nın doğal jeolojisini ve topoğrafyasını değiştiren, uzun vadeli etkilerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Bu durum, sadece bir peribacası kaybıyla sınırlı kalmayıp, bölgenin genel korunması açısından da önemli bir ders niteliğinde.

Konuyla ilgili değerlendirmeler sırasında, Kapadokya Çevre Platformu sözcüsü ve belgeselci Mükremin Tokmak, geçmişte de benzer endişelerini dile getirdiğini hatırlatıyor. Tokmak, 2002 yılından beri bölgede yaptığı gözlemlerle, alanın hor kullanıldığını, insan sirkülasyonunun ve araç trafiğinin bölgedeki doğal yapıyı yıprattığını ifade ediyor. Olayın, tek başına yağmurla açıklanmasının mümkün olmadığını, aksine son yıllardaki yoğun müdahalelerin birikimli etkilerinin, doğal süreçleri hızlandırarak bu çöküşü tetiklemiş olabileceğini savunuyor. Uzmanlar, Kapadokya’nın korunmasının, sadece peribacalarını korumakla sınırlı kalmayıp, onların çevreleyen doğal yapısını, jeolojik dengesini ve bütüncül peyzajını da korumayı gerektirdiğini vurgulayarak, bilimsel inceleme çağrısında bulunuyorlar.