Türk sinemasının efsanevi ismi Kadir İnanır'ın vefatı, sadece sevenlerini değil, sanat camiasını da derinden sarstı. Usta oyuncunun 77 yıllık hayatında hazırladığı vasiyetnameler, ölümünden sonra aile içindeki ilişkileri sınırlarındayken kamuoyunun da büyük ilgisini çekti. Özellikle vasiyetnamelerin açılması ve içerikleriyle ilgili ortaya çıkan iddialar, ailenin farklı kesimlerini karşı karşıya getirirken, dostlar da sessiz kalmadı.
Vasiyetnamelerin hazırlanma sürecinde yaşanan karmaşıklık, Levent İnanır'ın şüphelerini artırmıştı. Dayısının son dönemdeki sağlık sorunlarının, vasiyetname düzenlemeleri üzerinde etkili olup olmadığı sorgulanırken, vasiyetnamelerin üç kez değiştirilmesi de bir soru işareti oluşturmuştu. Levent İnanır'ın, bu durumun dayısının iradesini etkileyebileceğine dair iddiaları, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Aile arazisi olan Fatsa'daki toprağın Jülide Kural'a bırakılmasını istemesi, bu tartışmanın boyutunu daha da genişletmişti. Bu durum, sadece vasiyetname meselesini değil, aynı zamanda ailenin geçmişine ve mirasına dair bir mücadeleyi de beraberinde getirmişti.
Tartışmaların merkezinde yer alan Jülide Kural, bu süreçte dost desteğini artırmıştı. Müjde Ar, Kural'a yönelik iddia ve haberleri “agresif psikolojik saldırı” olarak nitelendirerek, bu durumun Kural'a karşı yöneltilmiş bir atak olduğunu vurgulamıştı. Ar'ın bu destek, hem Kural'a moral vermiş hem de tartışmanın kamuoyundaki algısını etkilemişti. Bu durum, sanata ve sanatçıya dair hassasiyetin ve dayanışmanın önemini bir kez daha ortaya koymuştu.
Vasiyetnamelerin açılmasıyla ilgili süreç, hukuki prosedürlerin ve aile içindeki farklı görüşlerin bir araya geldiği karmaşık bir tablo oluşturuyordu. Bu süreçte, avukat Bişar Abdi Alınak'ın, Kadir İnanır'ın tüm mal varlığını Jülide Kural'a bıraktığı yönündeki açıklaması, tartışmayı daha da alevlendirmişti. Ancak Levent İnanır'ın iddiaları ve bu iddiaları destekleyen ifadeleri, vasiyetname sürecine dair şüphelerin devam etmesine neden olmuştu. Bu durum, hem ailenin hem de kamuoyunun beklentilerini artırmış, vasiyetnamelerin açılması ve içeriklerinin belirlenmesi için sabırsızlıkla beklenen 17 Aralık tarihinin yaklaştığına işaret ediyordu. Bu karmaşık süreç, Kadir İnanır'ın mirasının nasıl şekilleneceğini belirleyecek önemli bir dönüm noktası olarak öne çıkıyordu.