Kayseri'nin Erciyes Üniversitesi kampüsünde, hayatı pompalı tüfekle son bulan Meliha Keskin vakası, adeta bir trajediye dönüştü. 3 yıl önce ayrılmış olduğu Ferhat Karakaya, fakülte önünde Keskin’i hedef alarak, ölümcül bir eylem gerçekleştirdi. Olayın ardından başlayan yargı süreci, sanığın cezai ehliyetini tartışırken, davada savcının talep ettiği ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, adalet arayışının merkezine yerleşti.

Olay, geçen yıl 23 Ekim’de, ERÜ Edebiyat Fakültesi'nin sakin atmosferinde, ani bir şiddetle başladı. Meliha Keskin, fakülte binasına giderken, eski eşi Ferhat Karakaya tarafından silahla vuruldu. Bu trajik olay, üniversite kampüsünün güvenliğini sorgularken, aynı zamanda bireysel şiddetin karanlık yüzünü de gözler önüne serdi. Keskin’in hayalini öğretmenlik olarak gören ve üniversiteye devam eden genç kadını, hayatının son anlarında bu acı şekilde kaybetti.

Olayın ardından yapılan tutuklama ve ilk ifadeler, soruşturmanın hızla başlamasına neden oldu. Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma sonucunda hazırlanan iddianamede, Karakaya’nın ‘tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. Mahkeme, sanığın cezai ehliyetini belirlemek amacıyla akıl sağlığı raporu talep etti ve rapor sonucunda sanığın cezai ehliyetine sahip olduğuna dair bir karar çıktı. Bu karar, sanığın cezalandırılmasının önünde bir engel teşkil etmedi.

Duruşma sırasında, tanık F.E.’nin olayla ilgili verdiği ifadeler, davadaki karmaşayı daha da artırdı. F.E., sanığın cinayet sonrası video kaydı gönderdiği ve “Çocuklarımın annesini vurdum” şeklinde ifadede bulunduğu bilgisini aktararak, olayın boyutunu daha da genişletti. Bu iddialar, sanığın suçluluğunu tartışırken, mahkemedeki güvenlik önlemlerini artırdı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatının davaya müdahil olması, olayın insan hayatı üzerindeki etkisini vurgularken, adaletin yerini bulması için çaba gösterdi.