Cezaevi şartlarında yaşanan sağlıksız ve potansiyel tehlikeli durum, Kocaeli 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan gazeteci Murat Ağırel’in dikkatini çekti. Ağırel, nezarethanelere verilen yemeklerin kalitesini ve güvenliğini sorgulayarak, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün yemek tedarik süreçlerinde ciddi eksiklikler olduğunu ortaya koydu. Bu durum, mahkumların temel haklarını ve sağlıklarını doğrudan etkileyen bir konuyu mercek altına aldı.

Gazeteci Ağırel, yemeklerin sunumunda ve içeriklerinde tespit ettiği anormallikleri detaylı bir şekilde raporlaştırdı. Gözaltında bulunduğu sırada kendisine verilen tavuk ve patatesin çiğ geldiğini, tabldotun açıldığında ise dayanılmaz bir kokuyla karşılaştığını belirterek, bu durumun yemeklerin güvenliği açısından ciddi bir risk oluşturduğunu vurguladı. Ağırel, yemeklerin üzerindeki etiketlerdeki üretici firmanın tespit edilerek, numune alınıp savcılığa sevk edildiğini aktararak, bu sürecin şeffaflığını ve sorumluluğu gösterdi.

Olayın merkezinde yer alan ihaleyi kazanan Okbay Unlu Mamülleri Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin geçmişi, Ağırel’in araştırmasıyla ortaya konuldu. Şirketin 1997 yılında kurulan ve zaman içinde sahiplik değiştiren yapısı, şüpheleri artırırken, 2024 yılında Abdülaziz Öksüz’den Ebubekir Öksüz’e geçiş, firmanın geçmişindeki sorunlu yönlerini daha da belirginleştirdi. Özellikle, 2024 yılında Şile’de yaşanan toplu gıda zehirlenmesi olayında firmanın sahibi Ebubekir Öksüz’ün adı geçtiği ve hakkında açılan iddianamede yer aldığı bilgisi, Ağırel’in raporuna önemli bir boyut kazandırdı.

Şile’deki zehirlenme vakası, 51 öğrencinin bulantı ve kusma şikâyetleriyle hastaneye kaldırılmesine neden olmuş, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan iddianamede firmanın sahibi ve ilgili personel hakkında 10’ar yıla kadar hapis cezası talep edilmişti. Ağırel’in bu bulgularla birlikte, nezarethanelerde dağıtılan yemeklerin düzenli ve titiz bir şekilde denetimden geçirilmesi gerektiğini vurgulaması, benzer olayların önüne geçilmesi için önemli bir uyarı niteliğindeydi. Gazeteci, “Bundan sonra eğer bir zehirlenme olayı yaşanırsa bilin ki bu iş ile ilgilenenler bundan sorumludur” diyerek, sorumluluğu ve hesap verebilirliği ön plana çıkaran bir duruş sergiledi.