Mısır, yüzyıllardır su kıtlığıyla mücadele etmiş bir ülke olarak, şimdi çaresizliğe son verme hamlesini yeni bir proje ile sürdürüyor: ‘Çölün Kalbi’ Operasyonu. Bu devasa girişim, yaklaşık bir milyon hektarlık, yıllardır terk edilmiş çöl arazisini modern tarım teknikleriyle yeniden yeşertmeyi hedefliyor. ‘Yeni Nil’ olarak da adlandırılan bu projede, suyun akışı ve verimliliği için kullanılan en son teknolojilerle donatılmış araziler inşa ediliyor.

Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi’nin liderliğindeki bu ambisyon, yaklaşık 80 milyar Mısır lirası (yaklaşık 1,4 milyar dolar) bütçeyle gerçekleştirilecek. Projenin merkezinde, tahıl, sebze ve meyve yetiştiriciliği planlanıyor. Gelişen tarım alanları, ülkenin gıda güvenliğini artırmayı ve dışa bağımlılığını azaltmayı amaçlıyor. İlk izlenimler, çöl zemininde dairesel şekilli tarım alanlarının oluştuğunu gösteriyor; bu da projenin ilk aşamalarında başarı gösterdiğinin bir işareti.

Projenin en önemli unsuru, geleneksel Nil Deltası’ndaki tarım arazilerinden elde edilen sulama sularının arıtılması ve yeniden kullanılması. Bu sayede, kıt su kaynakları daha verimli bir şekilde değerlendiriliyor. 2023’te inaugurate edilen, El Hammam yakınlarında bulunan devasa arıtma tesisi, günde 7,5 milyon metreküp suyi işleyebiliyor. Arıtılan su, 150 kilometre uzunluğundaki iki ana su iletim hattı ve 19 büyük pompa istasyonu aracılığıyla çöl tarım alanlarına ulaştırılıyor. Su Kaynakları Bakanlığı’nın verilerine göre, 174 kilometrelik su temin sistemlerinden birinin inşaatında %79’u tamamlanmış durumda.

Ancak, bu büyük ölçekli projede teknik zorluklar da kendini gösteriyor. Son modelleme çalışmaları, uzun vadede toprak tuzlanması riskinin yanı sıra, su iletim hatlarındaki altyapı yetersizliklerinin de dikkatli bir şekilde takip edilmesi gerektiğini vurguluyor. Araştırmacılar, El-Nasr Kanalı’ndaki su akışını artırma çalışmalarını inceleyerek, potansiyel sorunları tespit etmeye çalışıyor. Kanalın verimliliğini artırmak için su debisi, saniyede 93,6 metreküpten 106,33 metreküpe yükseltilmeye çalışılıyor. Ancak, bu artışın kanalın sınırlarına tehlikeli ölçüde yaklaşacağı ve pompa istasyonlarında güvenlik sorunlarına yol açabileceği hesaplanıyor. Bu nedenle, sistemin teknik sürdürülebilirliğinin sağlanması için daha kapsamlı çözümler üretilmesi gerekiyor.