İstanbul’ın kalabalık sokaklarında hayat süren 46 yaşındaki Sibel Kılıç, hayatının en beklenmedik anında, farkında bile olmadığı bir tehlikeyle karşı karşıya geldi. Bir gün, göğsünde hissedilen hafif bir kitleyle karşılaşması, aslında yeniden doğuşa doğru bir yolculuğun başlangıcı oldu. Bu sıra dışı deneyim, kanser teşhisi sonrası yaşadığı zorlu tedavi sürecinin ardından, erken teşhisin hayat kurtaran gücünü tüm dünyaya anlatma motivasyonunu ona aşıladı.
Sibel’in hikayesi, Sultangazi Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi Radyoloji Kliniği’nde Doç. Dr. Türkan İkizceli ile başlayan bir tedavi sürecinin sonucuydu. Beş yıl önce, göğsünün alt kısmında fark ettiği bir değişiklik üzerine şüpheyle hareket eden Sibel, rutin bir kontrol için hastaneye başvurdu. Yapılan tetkikler sonucunda, meme kanseri teşhisi konuldu. İlk başta yaşadığı şaşkınlık ve belirsizlik, kısa sürede yerini umuda bıraktı. Sibel’in, bu zorluğun üstesinden gelme kararlılığı, hayatına yeni bir anlam kazandırdı.
Tedavi süreci boyunca, Sibel’in en büyük zorluklarından biri, duygusal olarak dayanıklılık göstermesiydi. Kemoterapi seansları sırasında saçlarının dökülmesi, onu derinden etkiledi. Ancak, bu zorluğun ardından, kendine olan inancını daha da güçlendirdi. “Üç günün sonunda ayna karşısında konuşup bu hastalığı yeneceğine dair kendisine söz verdiğini” belirten Sibel, yaşam enerjisini yüksek tutarak, mücadele etti. Bu süreçte, diğer onkoloji bölümü hastalarıyla kurduğu bağ, ona moral kaynağı oldu. Sibel’in, “Mor hastalığı”nı önlemek için verdiği tavsiyeler, kanserle mücadele eden diğer kadınlara da ilham kaynağı oldu.