Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ne bağlı, Prof. Dr. Murat Dilmener Hastanesi’nin yoğun bakım ünitesinde yaşanan trajik olay, bir anlık ihmalin sonuçlarını gözler önüne serdi. 4 Ağustos 2024’te meydana gelen olayda, koridorundaki asma tavandan sarkan sıcak su tesisatının patlaması, yoğun bakım ünitesinin güvenli bir şekilde tahliyesini gerektiren bir felakete dönüşmüştü. Bu olay, iki yenidoğan bebeğin hayatını vurduğu ve ardından başlatılan soruşturmanın beklenmedik bir sonuca ulaşmasına neden olmuştu.

Olayın ilk aşamalarında, bebeğin Şentürk’ün tedavisi devam ederken vefat ettiği bilgisiyle soruşturma başlatılmıştı. Olay yeri tespit tutanağına göre, hastanenin çocuk yoğun bakım ünitesi koridorunda üstünden geçen sıcak su borusu hattının patlaması, koridorun üstünde bulunan alçıpan tavanın çökmesine neden olmuştu. Tavanın çökmesiyle birlikte bebeğin kuvözü de tehlikeye girmiş, bu da olayının ilerleyen saatlerinde hayatını kaybetmesine katkıda bulunmuştu. Odanın kapısının açılır kapanır vaziyette olması ve odanın diğer odadan ayrılması gibi detaylar, olayın karmaşıklığını artırmıştı.

Olayın detaylarını inceleyen bilirkişi raporu, sıcak su borusundan daha önce de su sızdığı ve onarım yapılmadığı yönündeydi. Boru hattının plastik malzemeden yapılmış olması ve bağlantı noktasının ısının yeterli olmaması nedeniyle sistemin çökmesine yol açmıştı. Rapor, yüklenici firmanın özensiz çalışması ve hastane personelinin gerekli kontrol ve onarımları yapmaması nedeniyle de kusurlu bulmuştu. Ancak, savcılık tarafından verilen takipsizlik kararında, tavanın çökmesiyle bebeğin ölümü arasında illiyet bağı bulunmadığı vurgulanmıştı. Bu durum, olayın karmaşıklığını ve farklı disiplinlerden gelen yorumların çelişkilendirilmesini işaret ediyordu.

Adli tıp raporları, bebeğin dış muayenesinde sıcak su yanığı ve travmatik değişim bulunmadığını, kafatasında kırık, kafa içi kanama, beyin kanaması, beyin doku harabiyeti ve iç organ yaralanmaları tespit edilmediğini belirtiyordu. Bu durum, bebeğin zehirlenerek öldüğüne dair tıbbi bir delil olmadığını gösteriyordu. Otopsi sırasında alınan doku örneklerinde kullanılan ilaç etken maddelerinin tedavi düzeyinde olduğu, toksik düzeyde olmadığı tespit edilmişti. Ancak, soruşturmanın ardından savcılık, bebeğin ölümünün erken doğuma bağlı solunum yetmezliği ve akciğer enfeksiyonu gibi komplikasyonlar sonucu meydana geldiğini, yoğun bakım ünitesinin boru patlaması sonrası tavanın çökmesiyle ölüm arasındaki illiyet bağının bulunmadığını kararlaştırmıştı. Aynı şekilde, maktul bebek U.E.Ç. için de benzer sonuçlara ulaşılmıştı. Bu karar, olayın karmaşıklığı ve farklı incelemelerin çelişkilendirilmesi nedeniyle tartışmalara yol açmıştı.