Pamukkale’nin eşsiz travertenleri ile birlikte, 1988’den beri UNESCO koruması altında olan Hierapolis Antik Kenti’nde arkeologlar, tarihin derinliklerine doğru uzanan bir yolculuğa devam ediyor. Bu devasa projede, Tofaş’ın önemli bir katkısıyla, uluslararası bir bilim insanlarından oluşan bir ekip, antik kentteki her bir taşın sırrını çözmeye çalışıyor. Bu heyecan verici çalışmalar, 69 yıldır kesintisiz sürdürülüyor ve her bir keşif, şehrin geçmişine dair yeni bir pencere açıyor.
Kazı başkanlığını, 1978’de asistan olarak başladığı kentte 40 yıl boyunca başarıyla sürdüren Prof. Dr. Francesco D’Andria’dan devralan Prof. Dr. Grazia Semeraro liderliğindeki ekip, Salento, Messina, Pisa ve Torino Politeknik Üniversiteleri’nden uzmanlarla birlikte, Hierapolis’in bilinen tarihini kökten değiştirecek buluntulara ulaşma hedefinde. Özellikle ‘Cehennem Kapısı’ olarak bilinen Ploutonion Kutsal Alanı’ndaki çalışmalar, son keşiflerle tarihin akışını önemli ölçüde değiştiriyor. İlk defa Arkaik Dönem’e ait kalıntılar bulunan bu alanda, Frigler’e ait Kibele kabartması, Hierapolis’in tarihini yaklaşık 300 yıl geriye taşıyor. Bu bulgular, şehrin MÖ 3. yüzyılda kurulduğunu kabul eden bilim insanlarına, aslında şehrin MÖ 6. yüzyılda kutsal bir alan olarak kullanıldığını gösteriyor.
Kazı ekibi, şimdi Apollon Kutsal Alanı’ndaki Severuslar Çeşmesi’ne odaklanıyor. Bu devasa çeşme, bölgenin sismik aktivitesinin ortasında, büyük bir fay hattının üzerine inşa edilmiş. Antik mimarların, bölgenin hareketliliğini göz önünde bulundurarak geliştirdiği mühendislik çözümleri, çeşmenin 2000 yıldan fazla ayakta kalmasını sağlamış. Bu olağanüstü dayanıklılık, çeşmenin tasarımındaki özel kemerlerin etkisini gösteriyor. Ayrıca, 2026 sezonunda drone teknolojisiyle yapılan termal taramalar, travertenlerin altında yatan yeni bir şehrin varlığını ortaya çıkarmış. Bu heyecan verici keşif, Hierapolis’in sadece bir antik kent olmadığını, aynı zamanda geleceğin müzesi için de bir zemin oluşturduğunu gösteriyor. Ekip, önümüzdeki yıl üç sütunu daha ayağa kaldırarak Nymphaeum Açık Hava Müzesi’ni inşa etmeye hazırlanıyor.
Tofaş CEO’su Cengiz Eroldu, bu önemli çalışmalara katkı sunmanın gururunu yaşadığını belirterek, “Toplumun güçlü temellerinin, iş dünyasında kalıcı başarının da temel taşı olduğuna inanıyoruz. Kültürel mirasa yaptığımız desteği sadece bir sponsorluk olarak görmüyoruz; aynı zamanda geleceğe yapılan bir yatırımdır. Bu tür projeler, hem bilim insanlarına hem de toplumumuza değer katmaktadır” dedi.”} p>