İran Ulusal Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Ali Bakıri, Washington ile geleceğe dair bir dönüm noktası yaratma fırsatını değerlendirirken, müzakerelerde İran'ın temel taleplerini net bir dille ifade etti. Bakıri’nin açıklamaları, Tahran’ın müzakere sürecine girme konusundaki kararlılığını pekiştirirken, aynı zamanda ABD’nin geçmiş eylemlerinin yarattığı güvensizlik ortamını da gözler önüne seriyor.

İran devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakerelere samimiyetle dahil olmak istemesi durumunda, İran tarafından belirlenen 7 şartın kabul edilmesi ve uygulanması gerektiğini vurguladı. Bu şartlar, Tahran’ın nükleer programı ve bölgesel güvenliği ile ilgili uzun süredir devam eden endişelerini yansıtıyor. Bakıri, bu şartların sadece bir müzakere platformu oluşturmakla kalmayıp, aynı zamanda İran’ın uluslararası hukuk ve egemenliğine saygı gösterilmesini de sağlamayı amaçladığını belirtti.

Bakıri’nin açıklamaları, ABD’nin geçmişteki tutumunu ve İran’a yönelik uyguladığı ambro ve yaptırımları da eleştirirken, özellikle geçen yılki müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanmasının ve ardından yaşanan olayların (Hamaney suikast girişimi gibi) Washington’un İran’a karşı gösterdiği düşmanca tutumun bir kanıtı olarak sunuldu. Bu durum, Tahran’ın müzakere sürecine girmeden önce ABD’nin güvenilirliğini sorguladığı bir tablo çiziyor.

Tahran yönetimi, ABD’nin bu şartları kabul etmesi ve uygulaması halinde, müzakerelerin yeniden başlatılması ve daha sürdürülebilir bir anlaşmanın imzalanması için bir çerçeve oluşturulabileceğini ima etti. Ancak, aksi takdirde Washington’un geçici çözümlere odaklanma ve uzun vadeli stratejik hedefleri göz ardı etme eğiliminin devam edebileceği konusunda uyarıda bulundu. Bu, İran’ın müzakere sürecine katılımının, ülkesinin ulusal çıkarlarını koruma ve bölgesel istikrarı sağlama çabalarıyla uyumlu olması gerektiğini gösteriyor.