Malatya'nın Fatih Mahallesi'nde, hayatın acımasızlığı bir kez daha kendini göstermiş durumda. 20 Ekim'de meydana gelen olay, 3 çocuk annesi Tuğçe Pekcan ile onun annesi Gülşen Pekcan'ın hayatını derinden etkilemiş, aynı zamanda toplumun bu tür şiddet olaylarına karşı duyarlılığını artırmıştır. Olay, Furkan D. adlı bir şahsın, birlikte yaşadığı Tuğçe Pekcan'ı ve annesini, ani bir öfke patlamasıyla yaralaması üzerine zincirleme bir hale gelmiştir.
Olayın detayları, Furkan D.'nin, Tuğçe Pekcan ile yaşadığı tartışmanın ardından babasının evine döndüğünü ve sabah saatlerinde, yatakta bulunan Tuğçe Pekcan'ı bıçakladığını ortaya koymaktadır. Kızını korumak isteyen Gülşen Pekcan da bu saldırının kurbanı olmuş, her ikisi de ağır yaralarla hastaneye kaldırılmıştır. Olay yerinde bulunan çocukların, yaşanan korku dolu anların etkisiyle gizlice kaçması, olayın vahşetini daha da göz önüne sermiştir. Güvenlik kameraları, Furkan D.'nin belinde bıçakla eve girdiği ve ardından olay gerçekleştirdikten sonra kaçtığı anları kayıt altına almıştır.
Olayın hemen ardından, sağlık ve polis ekipleri olay yerine sevk edilmiş, yaralılar tedavi altına alınmıştır. Furkan D., kısa sürede yakalanarak gözaltına alınmış, tutuklanarak mahkemeye çıkarılmıştır. Tuğçe Pekcan, hastanede tedavi sürecinin ilk aşamasında, yaşadığı travma nedeniyle defalarca kez şikayetlerini dile getirmiş, devletin yardımına sığınmıştır. Ancak, bu olay sadece fiziksel yaralanmaları değil, aynı zamanda duygusal ve psikolojik travmaları da beraberinde getirmiştir. Olayın ardından, Tuğçe Pekcan'ın ablası Nihal Pekcan, yaşananları sessizce izlemek yerine, adalete ses çıkarmış, acısını ve endişesini dile getirmiştir.
Nihal Pekcan'ın ifadeleri, olayın ardındaki karmaşık tabloyu daha da derinleştirmektedir. Ablasının, Furkan D.'nin daha önce de ablasına yönelik bıçakla saldırı girişiminde bulunduğunu ve bu durumun yeterli önlem alınmaması nedeniyle ablasının evden kaçmak zorunda kaldığını belirtmiştir. Nihal Pekcan, yaşananların bir kadın için ne kadar korkunç ve sarsıcı olduğunu vurgulayarak, “Adalet istiyoruz. Yaşananların araştırılmasını ve varsa ihmallerin ortaya çıkarılmasını istiyoruz. Lütfen sesimizi duyun. Başka kadınların canı alınmasın, kimsenin canı yanmasın” diyerek, toplumun adalete olan talebini bir kez daha dile getirmektedir. Olay, sadece bir aile için değil, tüm kadınların güvende ve korunmuş durumda olduğu bir ortamın sağlanması gerektiğini hatırlatan bir uyarı niteliğindedir.