Ekonomik arenanın nabzını tutan küresel kuruluşlardan IMF, Türkiye'nin mali durumuyla ilgili yeni bir değerlendirme yayınladı. Rapor, Türkiye Varlık Fonu'nun faaliyetleri ve kamu kaynaklarının yönetimi konularında önemli tespitler içeriyor. Özellikle, fonun varlıklarının, yükümlülüklerinin ve hükümetle olan ilişkilerinin net bir şekilde belgelenmediği vurgulanarak, şeffaflık konusunda ciddi uyarılarda bulunuldu.
Raporun ilk bölümü, son yıllarda Türkiye'de gerçekleştirilen mali reformları özetliyor. Bütçe hazırlama süreçlerinde yapılan iyileştirmeler, uluslararası muhasebe standartlarının benimsenmesi ve mali istatistiklerin düzenli olarak güncellenmesi gibi adımlar memnuniyetle karşılanmış. Ancak, bu ilerlemenin, uzun yıllardır devam eden mali yönetimdeki temel sorunları tamamen ortadan kaldırmadığı da raporla belirtiliyor. Kamuya sunulan bütçe verileri, bütçenin bütünleşik bir şekilde hazırlanması ve kamu harcamalarının büyük oranda bütçe belgelerinde yer alması gibi avantajlar sunarken, bazı kritik alanlarda eksiklikler devam ediyor.
Rapor, özellikle mali risk yönetiminin Türkiye'nin önündeki en büyük engel olduğunu belirtiyor. Makroekonomik risklere yönelik değerlendirmeler, genellikle yüzeysel kalıyor ve tüm mali riskleri kapsayan kapsamlı bir analiz sunmuyor. Ayrıca, uzun vadeli mali sürdürülebilirlik analizlerinin henüz mevcut olmadığı, nüfusun yaşlanmasıyla birlikte bu analizlerin hayati önem taşıdığı vurgulanıyor. Bu bağlamda, IMF, Türkiye'nin mali hedeflerine ulaşabilmesi için daha detaylı ve öngörülü analizlerin yapılması gerektiğini savunuyor.
Raporun son bölümleri, Türkiye'nin mali raporlama sistemindeki temel sorunlara odaklanıyor. Şeffaflık Kodu ilkelerinin yaklaşık üçte ikisinde iyi veya ileri düzeyde uygulama gösterirken, bazı göstergelerin değerlendirme düzeyi düşürülmüş. Özellikle, 2023 depremlerine ilişkin yeniden inşa harcamalarının gerçekleşme şekli, büyük bir şaşkınlık yaratıyor. Rapor, hükümetin raporlarına göre harcamaların gerçekte olduğundan çok daha yüksek olduğunu, bunun da bütçe açıklarını olumsuz etkilediğini ortaya koyuyor. KKM uygulamasıyla ilgili risklerin de göz ardı edilmediği raporda, hükümetin dövize endeksli mevduatlarda önemli bir kur riski üstlendiği ve bu durumun devletin mali durumunu ciddi şekilde etkilediği belirtiliyor.