Yunanistan'ın kalbinde, Selanik’in nefes mesafesinde bulunan Koronia Gölü, son yıllarda göz kamaştırıcı bir dönüşüm geçiriyor. Bir zamanlar canlı bir su yurdu olan bu göl, bilim insanlarının ve uzmanların uyarılarına kulak asılmadığı takdirde, tamamen yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Atina Ulusal Gözlemevi’nin detaylı analizleri, gölün yüzey alanında yaşanan felaket verilerini gün yüzüne çıkarıyor.

Veriler, gölün son on yılda inanılmaz bir oranda küçüldüğünü gösteriyor. Meteo Balkans verilerine göre, 1984 yılında 42,8 kilometre karelik bir alanı kaplayan Koronia Gölü, günümüzde sadece 2,7 kilometre kareye gerilemiş durumda. Bu çarpıcı azalma, sadece bir istatistik değil, aynı zamanda doğal bir dengenin paramparça olduğunu gösteren acil bir uyarı niteliğinde.

Uzmanlar, bu yıkıcı sürecin arkasında yatan temel nedenleri net bir şekilde ortaya koyuyor: uzun süreli kuraklık, aşırı derecede yüksek sıcaklıklar ve tarımsal amaçlarla yapılan aşırı yeraltı suyu çekimleri. Bu üçlü kombinasyon, gölün su kaynaklarını hızla tüketerek, onu çöküşe sürüklemektedir. Su kaynakları uzmanı Dimitris Papademos, yıllık yağış miktarındaki azalmanın ve buharlaşmanın etkilerini vurgulayarak, bu durumun sadece bir uyarı değil, aynı zamanda gelecekteki su kaynaklarının güvenliği için bir ders olduğunu belirtiyor.

Gölün yüzölçümü, uydu görüntülerinden yapılan analizlerle de doğrulanıyor. 2025 ve 2026 yıllarında kaydedilen yıllık kayıp, yüzey alanının neredeyse %85’ine denk geliyor. Bu durum, gölün geleceği için ciddi bir endişe yaratıyor. Yunanistan Çevre ve Su Genel Sekreteri Petros Varelidis, durumun aciliyetini vurgulayarak, su çekimlerinin denetlenmemesi halinde bu çöküşün geri dönüşü olmayan bir hale gelebileceğini açıklıyor. Ayrıca, göl çevresindeki kuyu sayısının 1.000 ile 3.000 arasında olduğu tahmin ediliyor ve su miktarının ölçülmesi gerektiği vurgulanıyor.

Koronia Gölü’nün durumu, sadece bir gölün değil, tüm bir ekosistemin sağlığını tehdit ediyor. Natura 2000 ağı ve Ramsar Sözleşmesi kapsamında koruma altında olan göl, Yunanistan Doğayı Koruma Ajansı (NECCA) verilerine göre, su kalitesindeki bozulma nedeniyle balık ve kuş popülasyonlarında ciddi kayıplar yaşamaya devam ediyor. 2014 yılında geçici bir yükseliş yaşanmış olsa da, 2019’daki tekrar kuruma ve ardından yaşanan toplu balık ölümleri, bu durumun ne kadar yıkıcı olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Görevi kanallarda temizlik çalışmalarına rağmen, su çekimlerinin denetlenmemesi durumunda, Koronia Gölü’nün çöküşü kaçınılmaz hale gelebilir. Bu durum, sadece doğal kaynakların korunması değil, aynı zamanda sürdürülebilir tarım uygulamalarının benimsenmesi gerektiğini gösteriyor.