Türk Telekom’da yaşanan son dönemdeki gelişmeler, şirket içerisinde önemli bir dönüşüm sürecinin yaşandığını gösteriyor. Şirketin iş gücü yapısında kademeli bir değişim yaşanırken, işten çıkarmalar ve taşeron firmalara yönelim, özelleştirme sürecine dair çeşitli endişeleri de beraberinde getiriyor. Bu durum, özellikle saha hizmetlerinin geleceği konusunda soru işaretlerini artırmakta.

Şirketin yaklaşık 25 bin çalışanı bulunuyor; bunlardan yaklaşık 10 bini taşeron işçisi. Yönetimin aldığı kararlara göre, 500 kişinin işten çıkarılması planlanırken, bu sayının bir ay içerisinde 300’e çıkarılması ve 1-2 yıl içinde 3 bine yükselmesi öngörülüyor. Bu durum, Türkiye Haber-İş Sendikası’nın uyarılarına ek olarak, şirketin uzun vadeli stratejisi hakkında da önemli sorular doğuruyor. Sendika, taşeronlaşmanın yaygınlaşmasının hizmet kalitesi ve teknik uzmanlık açısından risk oluşturabileceğine dikkat çekiyor.

Türkiye Haber-İş Sendikası, yılbaşında devreye alınan ARTES taşeron uygulamasının yaygınlaşmasıyla yüzlerce çalışanın iş güvencesinin tehdit altında olduğunu vurguluyor. Çalışanlara ‘teşvik’ adı altında sunulan işten ayrılma teklifleri, sendikanın eleştirisine maruz kalırken, çalışanların tayine zorlanması ve ailelerinden uzaklaşmak veya işlerini kaybetmek arasında zorlanması gibi durumlar da sendika tarafından dile getiriliyor. İzmir’de bir çalışanın Şırnak’ta görevlendirilmesi gibi dayatmalarla işten ayrılmaya zorlanması, bu endişeleri daha da derinleştiriyor.

Bu gelişmeler, Türk Telekom’un hizmetlerinin özel şirketlere devredilmesi iddialarını da yeniden gündeme getiriyor. YENİ Partili Deniz Yavuzyılmaz’ın açıklamaları üzerine Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin iddiaları dezenformasyon olarak nitelendirmesi, bu konuda şüpheleri artırmış durumda. Ancak, Türkiye’nin haberleşme altyapısının en önemli unsurlarından biri olan Türk Telekom’da, teknik personelin deneyimi ve kurumsal hafızası da büyük önem taşıyor. Bu nedenle, altyapının kesintisiz işletilmesinde görevli personelin azaltılması ve hizmetlerin dış kaynaklardan sağlanması, denetim ve güvenlik açısından ciddi riskler oluşturuyor.