İstanbul'un nefes alışkanlığına dair endişe verici bir veri ortaya çıktı. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) tarafından gerçekleştirilen detaylı bir inceleme, kentimizin eylül ayındaki hava kalitesinde belirgin bir yükselişin yaşandığını gösteriyor. Araştırmacılara göre, hava kirliliği seviyesi geçen yılın aynı dönemine kıyasla %3 oranında artış göstermiş, bu durum şehirdeki hava sağlığıyla ilgili ciddi soruları beraberinde getiriyor.
İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi’nin İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Hüseyin Toros liderliğindeki ekip, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve İBB’nin hava kalitesi ölçüm istasyonlarındaki verileri titizlikle analiz etti. Elde edilen sonuçlar, özellikle PM10 (partikül madde) seviyelerinde dikkat çekici bir artışa işaret ediyor. Ortalamada 29,33 mikrogram/metreküp olarak ölçülen PM10 konsantrasyonu, geçen yılın aynı dönemindeki 28,38 mikrogram/metreküp oranına göre %8,8’lık bir artışa denk geliyor. Bu durum, şehrin nefes alabilme kapasitesinin zayıfladığına dair bir uyarı niteliğinde.
Rapor, kirliliğin en yoğun hissedildiği bölgelerin de belirlenmesini sağlıyor. ‘Sultangazi 3’ istasyonu, metreküp başına 61,73 mikrogramla bu endişe verici zirveyi oluştururken, ‘Kağıthane 1’ ve ‘Sultangazi 2’ istasyonları da önemli ölçüde yüksek partikül madde seviyeleriyle dikkat çekiyor. ‘Kandilli 1’ istasyonu ise bu negatif tabloya karşı en az etkilenen nokta olarak öne çıkıyor, metreküp başına sadece 12,96 mikrogram seviyesinde bir değer gösteriyor. Ancak, genel eğilim, şehrin birçok bölgesinde hava kirliliğinin artışıyla birlikte sağlığa potansiyel riskler oluşturduğunu gösteriyor.
Uzmanlar, bu artışın nedenlerini trafik yoğunluğu, sanayi tesislerinin faaliyetleri ve özellikle de kış aylarında kullanılan ısınma sistemlerinin zararlı emisyonları ile ilişkilendiriyor. Rüzgarın yön ve hızı gibi meteorolojik faktörlerin de kirliliğin dağılımını etkilediği ve bazı bölgelerde yoğunlaşmasına neden olduğu belirtiliyor. Prof. Dr. Toros, hava kalitesini etkileyen bu karmaşık faktörleri göz önünde bulundurarak, vatandaşları özellikle solunum yolu rahatsızlıkları olanları bu koşullarda dışarı çıkmaktan dikkatli olmaya ve maske kullanmaya teşvik ediyor. Ayrıca, bu verilerin, şehrin hava kalitesini iyileştirmek için daha etkili stratejiler geliştirmek için bir dönüm noktası olacağına dair umut verici bir işaret sunuyor.