Türkiye’nin geleceği için kritik öneme sahip olan ortak çözüm raporunun yayımlanmasının ardından 8 ay geçti. Ancak, raporda yer alan vaatlerin ve önerilerin uygulanması konusunda somut bir ilerleme kaydedilemedi. Raporun hazırlandığı dönemden itibaren, hukukun üstünlüğü ilkesinin zedelenmesi, ifade özgürlüğünün kısıtlanması ve demokratik süreçlerin daraltılması gibi endişeler devam ediyor. Raporun, umut vaat eden bir başlangıç olması beklenen süreçte, beklenen sonuçları üretmemesi, kamuoyunda büyük bir hayal kırıklığına neden oldu.
Raporun temel hedefleri arasında AİHM ve AYM kararlarına tam uyumun sağlanması, basın özgürlüğünün korunması, belediyelere kayyım uygulamalarının sonlandırılması ve siyasi partilerin kurumsal kimliklerinin korunması yer alıyordu. Ancak, raporun yayımlandığı tarihten bu yana, tutuklanan gazeteciler, engellenen medya kuruluşları, kayyımlarla yönetilen belediyeler ve muhalefet liderlerine yönelik baskılar, rapordan beklenen reformların gerçekleşmediğini açıkça ortaya koyuyor. Raporun hazırlanmasında yer alan partilerin, beklenen ortak zeminde buluşamaması ve iktidar blokajı, sürecin tıkanmasına doğrudan neden oldu.
İktidar temsilcileri, rapordaki önerilerin uygulanması konusunda sürekli olarak geçiştirme ve yanıt vermeme politikası izlemişlerdir. Adalet Bakanı Akın Gürlek, muhalefet belediye başkanlarıyla ilgili soru önergelerine yanıt vermeyerek, soruşturmaların devam ettiğini savunmuş, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ise, “belediye başkanları hakkındaki işlemlerin Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun çerçevesinde yürütüldüğünü” söyleyerek, soruyu geçiştirmiştir. Gazetecilerin tutuklanması ve ifade özgürlüğünün engellenmesi gibi konulara yönelik gelen sorulara ise herhangi bir yanıt verilmemiştir. Bu durum, demokratik süreçlerin yeniden canlandırılma çabalarının başarısız olduğunu gösteriyor.