Akdeniz'in kaderini değiştiren bir gelişme, Avrupa kıtasını derinden sarsan tepkilere yol açtı. Türkiye ile Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında imzalanan ve deniz yetki alanlarını belirleyen muhtıranın, Libya Temsilciler Meclisi tarafından onaylanması, Avrupa Birliği'nde büyük bir sismaya neden oldu. Bu durum, bölgedeki jeopolitik dengeleri yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor.
Onaylanan mutabakat, dönemin Libya hükümeti tarafından, özellikle Türkiye'nin uzun süredir desteklediği Hafter liderliğindeki Libya Temsilciler Meclisi'nin, yıllardır süren anlaşmazlıkları çözme ve Akdeniz'deki haklarını koruma çabalarına bir zemin hazırladığı değerlendiriliyor. Ancak bu durum, Yunanistan ve Kıbrıs gibi ülkeler tarafından acı bir şekilde tepkiyle karşılandı. Avrupa Birliği’nin de bu gelişmeyi, bölgesel güvenliği ve istikrarını tehdit eden bir durum olarak algıladığı açıkça görüldü.
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, bu anlaşmayı ‘hükümsüz’ olarak nitelendirerek, Yunanistan ve Kıbrıs ile aynı dili konuştu. Bu tepkiler, Yunanistan Dışişleri Bakanlığı tarafından, anlaşmanın uluslararası deniz hukukuna aykırı olduğu ve bölgedeki devletlerin egemenlik haklarını ihlal ettiği gerekçeleriyle reddedildiği açıkça belirtilerek pekiştirildi. Bu ret, Atina ve Lefkoşa’da büyük bir memnuniyetle karşılanırken, Avrupa Birliği'nin de bu tutumunu desteklediği mesajı veriliyor.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, onaylanan mutabakatı memnuniyetle karşılayarak, iki ülke arasındaki iş birliğinin daha da güçlenmesine katkı sağlayacağını vurguladı. Bakanlık ayrıca, Akdeniz havzasında güven, istikrar ve barışın temini için tüm ortaklarla birlikte çalışma iradesinin sürdürüleceğini açıkladı. Bu hamle, Türkiye'nin bölgedeki rolünü ve etkisini daha da pekiştirirken, Avrupa Birliği'nin endişelerini artırmakta.