Küresel enerji piyasalarında yaşanan ani ve sert artış, JP Morgan Private Bank’ın son raporunda dikkat çekici bir şekilde ele alınıyor. Özellikle dizel fiyatlarındaki %70’lik zirve, ekonomiler için yeni bir risk sinyali olarak karşımıza çıkıyor. ABD’de dizel yakıtının galon başına 10 dolara ulaşması durumunda, ülke ekonomisinin büyüme hedeflerinden sapma riski artıyor.

Raporda, dizel fiyatlarının 6,50 dolar seviyesine yükselerek eylül ayındaki rekorlara yaklaşması ve bu durumun tarihsel ortalamalara kıyasla önemli bir oranda (yüzde 70) artması vurgulanıyor. Ham petrolün varil fiyatı 95 dolar civarında seyredirken, dizel fiyatları da petrol fiyatının geçmişteki 160 dolarlık dönemine benzer bir seviyeye yükselmiş durumda. Bu durum, crack spread’lerinin (ham petrol ile rafine ürünler arasındaki fiyat farkı) de tarihsel zirvelere yakın seyrettiğini gösteriyor. Rafineri kapasitesindeki düşüşler ve küresel petrol stoklarındaki azalma, arzın talebi karşılamakta zorlandığı bir tabloyu beraberinde getiriyor.

Raporda, Rusya ve Orta Doğu’daki rafineri üretimindeki azalmalar, Çin’in rafine petrol ürünü ihracatını askıya alması gibi faktörler, küresel enerji arzında ciddi bir darboğaz yaratıyor. Kış aylarında artması beklenen talebin, mevcut düşük stoklarla birleşmesi ve jeopolitik gerilimlerin de piyasadaki belirsizliği artırması, yatırımcılar için önemli riskler oluşturuyor. Rafinerilerde günlük 500 bin varillik kapasite kaybı yaşanırken, küresel petrol stoklarından 500 milyon varilin üzerinde kullanım gerçekleşmiş durumda. ABD’nin Stratejik Petrol Rezervi dahil ham petrol stokları ise 1980’lerin ortasından beri en düşük seviyelerine gerilemiş.

J.P. Morgan, dizel fiyatlarının kalıcı olarak 10 dolara yükselmesi halinde ABD’nin 2027 büyüme hedeflerinden sapma riskinin yüksek olduğunu, çekirdek enflasyonun da %3-3,2 aralığında artabileceğini ve işsizlik oranının 0,5-1 puanlık bir artış gösterebileceğini öngörüyor. Banka, enerji fiyatlarındaki volatilite ve jeopolitik riskler nedeniyle enflasyona karşı dayanıklı yatırımlara yönelmeyi, özellikle maliyetleri satış fiyatlarına yansıtabilen ve finansal olarak güçlü şirketlere odaklanmayı öneriyor. Taşımacılık, inşaat ve tarım gibi dizel tüketiminin yüksek olduğu sektörlerde ise daha temkinli bir yaklaşım tavsiye ediliyor.”}